Aristo'ya göre tanri vardır ve varlğı zorunludur. Ancak onun, yoktan varetme gibi bir sıfatı yoktur, Aristo'nun inancındaki tanri, malzemesini hazır bulan ve kendi iradesi olmadan bu malzemeye sekil veren bir tanrıdrr. Yani bir anlamıyla
mimar tanr'dir. Üstelik te evrene sekli kendi istegiyle vermemiştir. O, evrenin dışında ve hareketsizdir. Hareketsizdir çůnků hareket edecek olsa başka hareket ettiriciye muhtaç olur. Onun kainata şekil vermesi, limonun dogrudan hiç bir etkisi olmadigı halde kişinin ağzını sulandırması gibidir. Yani madde, tanri gibi olmak, ona yakın olmak için biçim kazanır ve tanriya yaklaştlkça biçimi (formu) artar. Aristo bu düşüncelerini maddeform kuramıyla açıklayarak, tanrının maddesiz form (șekil) olduğunu, saf maddenin ise formsuz olduğunu belirtir. Böylelikle ona gõre tann ile formsuz madde (heyûla) arasında diğer bůtün varlklar yer alı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bunlardan el-Kindĩnin Kur'an hükümlerini tevil ederek vahyi felsefeyle aynı gösterme çalşmasında, çok fazla problem açığa çıkmaz. Çůnků onun tevilleri Kuran ayetlerinin anlamlarını fazla değiştirmeye yönelik degildir. Genellikle yaptgı, ayetler ile filozofların görüslerini yan yana koymak biçimindedir. Halbuki Ïbn Sina ayetlerin anlamlarını açıkça çarpıtıp, islâm'ı Yunan felsefesinin kalıplarına uydurmaya çalıșır. Farabi ise zaten islamî kayglara diğer birçok filozofa oranla en az sahip olan kişidir."' Farabi, taklid edilmeye en layk kişiler olarak gördüğü Platon ve Aristonun fikirlerini, filozofların hakikatı ifade ettikleri ve değişik filozofların ifadelerinde açıga çikan farklılıkları hakikatın yapısına uygun olduğu inancıyla birlestirip aynı gösterme gayretleri taşır. Kur'an'a ters olup olmamak hiç onemli degildir onun açısından
sonra bilmediğim çok güzel bir yazıyla yazılmış olan elyazması...” “Bir Kuran olabilir, ama ne yazık ki Arapça bilmiyorum.” “Kuran mı, inançsızların kutsal kitabı, sapık bir kitap. ..”
"Bizimkinden değişik bir bilgi içeren bir kitap. Onu buraya, aslanların, canavarların bulunduğu yere niçin koyduklarını anlıyorsun, değil mi?
Bilimi ve medeniyeti kutsayan Kemalizmin sonunda ulaşmak istediği (cenneti) ůtopyası da, bilimin ve medeniyetin hayatnın her alanına nůfuz ettiği bir ilkedir, kõy dahil.' Bu anlatıda, ileride Koy Enstitülerinden yetișenler, sarıklı kõy hocasının yerini alacaktır ve onlar geleneksel dinin ahlakının yerine "iş ve bilim ahlak" ile donanacaklardır. Kurumun mimarı Ismail Hakkı Tonguç söyle söyler:
*Ümid edelim ki, yarının důnyası, imanını göklerden gelecek gôrůnmez kuvvetlerle ve fizik ôtesi fikirlerle beslemesin. Eger onun kuvvetli ve mesut bir temeli olsun istiyorsak biz insanlar yeni důnyaya şamil, ihtirassız, yalansız
insani, rasyonel ve reel taze bir din vermeliyiz.. '