Demet

Demet
@Kitabportre
Dünyaya iyi çocuklar bırakmaya çalışıyorum.
Öğretmen
54 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Yaşamak
10/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2020 20. kitabı
"Kesinlikle Oku" listelerinizde yeri olması gereken bir eser. Dilinin sadeliği ve olayların art arda sıralanışı ile sıkılmadan, çokça duygulanarak, bazen tahmin ederek bazen de şaşırarak ilerleyeceğiniz ama kesinlikle çok kısa sürede bitireceğiniz Çin edebiyatından bir eser. Kitaptaki karakterlerin yaşadıkları kimi zaman "Bu kadar da olmamalı" dedirtti bana; fakat yazar sanki tümüyle herkesi, herkesin başına gelebilecek her şeyi yani yaşamı kucaklamış ve okuyucuya hissettirmek istemiş. Çaresizlik, açlık, hastalık, savaş var bu eserde ve evet "Yaşam" ın içinde. Kat kat felaketler, yaşamayı hayal etmek istemeyeceğimiz acılar var; ama hepsinin ortasında sarıldığımız, bizi teselli eden yarınları getiren bize "umut"da var. Fugui'nin de dediği gibi: "Umudumuzu yitirirsek nasıl yaşardık?" Ayrıca eser, Çin tarihinin önemli yıllarını da gözlemlemlemenizi sağlıyor. Savaşı yaşamak, seyirci olmak dökülen kanlara... O kadar acı ki herkesin ömrüne değmiş kara leke sanki ve bu leke üzerimizden çıkartmaya çalıştıkça çocuklarımıza bulaşıyor gibi. Onlar yaşamasın, onlar şahit olmasın dedikçe... Hala bitmedi, bitmiyor. Bir kez daha anladım yorumlarken. Yazar, bir parçayı bile eksik bırakmak istememiş eserinde. Yaşamı tümüyle sunmuş. Ahhh keşke... Ama ne demişti Fugui: “Kendi kendime dedim ki: "Yaşamaya devam etmek zorundasın." Ve "Bir felaket­ten kurtulunca ardından güzel günler gelir." Demem o ki okuyun. Muhakkak.
1000Kitap
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ben birisiyim ama Kim? Kim?
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
198 sayfalık bu eseri #okudumbitti demek mümkün değil gibi. Eserin çoğu sayfası, zihnime taşla vuruluyor gibi bir etki yaptığı için bazen sersemlemiş, bulanıklaşmış hissedip kendime gelme süreleri bırakmam gerekti. Başımı ağrıtan bu düşünce darbeleri, okumama engel olmalıydı belki de. Hayatın içinde onca dertlenecek sebep ve olaylar varken; "Ben birisiyim ama kim? Kim? " sorusunu sorduran bir kitap okuyup delirmenin hiç de zamanı değildi. Biraz okuduktan sonra "kitabı kapatıp sonra okumalıyım." dedim. 'Ben'im için daha uygun bir zamanda. Peki bu sonuca varmama sebep olan okuduğum bir kaç sayfadan sonra bunu söyleyen kimdi? Bunu da sorduran yine bu kitap, acımasızca ve mizahi bir dille onu okumam için bana şantaj yaptı. Şantaj yaptı, evet. Çünkü okumasam düşüncelerimi cevapsız sorularla kemirecekti. Ve okudum. Bazı sayfaları bazı cümleleri tekrar tekrar okudum. "Başkalarının gözünde bugüne dek kendim olduğumu sandığım kişi olmadığım düşüncesine takılıp kaldım." Moscardo (kahramanımız) ile birlikte : "Kime 'ben' diyebilirdim? Başkaları için asla benimkilerle aynı olmayacak bir değer ve anlam içeriyorsa eğer 'ben' demenin ne anlamı vardı?" diye sordum. "Çünkü ne kadar uğraşsanız da asla başkalarının sizi gördüğü gibi kendinizi tanıyamayacaksınız." diyordu Moscardo. Sonra sayfalar arasından seslendi yine: "...kendimizi şöyle avutmamız gerekir: hiçbirimizin gerçekliği diğerinden daha gerçek değil ve benimki gibi sizinki de bir anlığına var." İnsan bir midir, hiç midir yoksa binlerce midir? Luigi Pirandello'dan insanın varoluşu ve kimliği üzerine eğildiği sorgulatmalarıyla felsefî, betimlemeleriyle de edebî ölümsüz bir eser. Kesinlikle okuyun derim "ben" :)
1000Kitap
Biri, Hiçbiri, BinlercesiLuigi Pirandello · Aylak Adam Yayınları · 20185,7bin okunma
Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz Misafir
4/10
·328 syf.··
2020 10. kitabı
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Büyük ihtimalle de son kitabı. Konu içeriği vermeyeceğim. Yazacaklarım yazarın dili ile ilgili olacak. Argo kelimeleri çok rahatsız edici buluyorum. Yazarın seçtiği bu dili sevmesem de sonuna kadar okudum. Bir dert, söylemek istenilen anlatılırken kelimelerin nasıl kullanıldığı beni çok etkiler. Kitaplardan etkilenmemi sağlayan unsurlardan biridir kelimelerin nasıl kullanıldığı; betimlemeler, yalınlık, çeşitlilik... Günlük konuşmaları, sohbetleri bir kenara bırakıyorum; lakin eğer bir eser ortaya koyuyorsanız ve bu gelecek nesillere hediye ise özen gösterilmeli. Yazarı başarılı bulduğum tek nokta merak duygusunu hemen ilk sayfalardan aşılıyor. Evet, bu güzel. Sayfaları hızlı çevirmenizi sağlıyor ama tek mesele kitabı okutabilmek mi? Okuduktan sonrası önemsiz mi ? Okuma yaparken kendime; " Bu Kitaptan bir beklentim var mı? Ruhumda bir pencere açacak mı? Uyuyan bir beni uyandıracak mı?" sorularını sorarım. Siz de kitaplar "beni değiştirsin, düşüncelerimi, bakış açımı, duygularımı değiştirsin, beni zenginleştirsin istiyorsanız, bu kitap o kitap değil. Bu duygular için elbette bir kitapla doymak mümkün değil, ama sağlıklı olan nasıl ki bedenimizi doyururken doğru besinleri seçmemiz gerekirse; proteini, lifi, karbonhidratıyla kitaplarla da doyum istiyorsak doğru okumalarımız olmalı. Dağılmadan kitaba dönelim hemen. 'Kesinlikle okuyun' listesinde olacak bir kitap değil. Bir kitap yazmadım, yazar değilim o nedenle haksızlık da yapmak istemem haddim olarak görmem bunu fakat kendime göre yorum diyelim. Kitabı çok hızlı bitireceksiniz, merak lezzetli gelecek. illaki tahminlerinizden biri tutacak sonunda çok şaşıracaksınız diyemem. Biraz kafam dağılsın, oyalanayım derseniz okuyun sizi alıkoyacaktır diye düşünüyorum. Beğendiğim cümleleri de vardı.
1000Kitap
Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz MisafirSezgin Kaymaz · April Yayıncılık · 20172,300 okunma
Dorian Gray'in Portresi
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
Konu ve içerik üzerine ayrıntılı bilgi vermeyeceğim. Çünkü gizli kalması okurken daha çok etkilenmemizi sağlıyor. Hatta bu düşünceme destek kitaptan bir alıntı iliştirmek istiyorum; "En basit şey bile gizlendiğinde güzelleşir. Şu an şehir dışına çıkacak olsam, evdekilere nereye gideceğimi söylemem. Söylersem zevki kaçar. Belki saçma bir alışkanlık ama bir şekilde insanın yaşamına hayli romantizm katıyor." Bence tahminler de bulunmak, düşünmek, bir sonraki sayfayı merakla çevirmek daha kıymetli. "Dorian Gray'in Portresi" ni çoğu okuyucunun beğendiğini, beğenerek önerdiğini gördüm. Çok nadir de olsa "beğenenler neyi beğenmiş, anlayamadım sıkıldım" diyen okuyucu yorumlarına da şahit oldum. Okuduktan sonra ise söyleyeceğim "sıkılanlar nasıl sıkılmış ve beğenmemiş, anlayamadım" oldu. Okurken alıntı yapmak isteğim çok fazla bölüm olduğu için yanımda sürekli kağıt kalem bulundurarak okudum. Bu da okuma süremi uzattı yoksa çok hızlı okunacak akıcı, merak uyandırıcı bir eser Kesinlikle okuyun. Din, toplum, ahlâk anlayışı, aşk, günah, haz tanımları üzerine düşünmenizi sağlayacağına eminim. Kitap bittikten sonra, aklımda kırık dökük yer edinmiş bir yerlerde okuduğum ama nerde nasıldı unuttuğum bir cümle geldi. Cümleyi tam olarak hatırlayamadığım için anlatmak istediğiyle devam edeceğim. Günah diye tanımladığımız eylemlerden ve söylemlerden gerçekten özgür irademizle mi uzak duruyoruz ? Yoksa aile, toplum, din gibi etkenlerden dolayı mı günaha bulaşmıyoruz. İmkanlar el verdiğinde, etkenlerin olmadığını ya da azaldığını hissettiğimizde günahla ilişkimiz hangi boyutta oluyor ? İşte Dorian Gray'in Portresi de beni en çok bunun üzerinde düşündürdü. Birini tanımak peki ... Etkenlerle değişebilen bir varlıksa insan, onu gerçekten tanımak mümkün mü? Son bir alıntıyla yorumumu
1000Kitap
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399bin okunma
Bir İdam Mahkumunun Son Günü
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2020 8. kitabı
Kesinlikle okunması gereken bir klasik. Kitap bittikten sonra belki bir kaç ay önce haberlerde görüp okuduğum, etkisinden kurtulamadığım, hatta göz yaşlarımı tutamadığım olaylarda; " Nasıl nasıl nasıl yapabildi ? Neden bu kadar kötü? Bunu yapan insan olamaz. Yaşamamalı..." dediğim konuşmalarım zihnime doluştu. Kendine emanet edilmiş bir köpeğe tecavüz edip öldüren biri, bir kadını parçalara bölüp yakan üzerine beton döken biri sadece yakın zamanda olmuş binlerce kanımızı donduran olaylardan bir ikisi ve daha binlercesi ... İçten içe bu caniliği yapanların ölmesini istemiştim. Bu karanlık, insanda yaşam sevinci bırakmayan orda burda okuduğumuz olayları -daha iyi empati yapabilmek adına- bir yakınımızın yaşamış olma ihtimalini düşündüğümüzde, suçlu şahsın belki gözlerimizin önünde acı çekerek ölmesini isteyeceğiz. İdam olmalı mı olmamalı mı kitabı okuduktan sonra ne hissedeceğinizi bilmiyorum ; fakat Victor Hugo, kendimi bir idam mahkûmu yerine koymamı sağladı. Bana : "O dönemde yaşayan, idamı izleyen; kitabı okurken caniliklerine, hissizliklerine öfkelendiğim insanlardan farklı mıyım?" dedirtti. Sözümü kitapta geçen bir cümleyle bitirmek istiyorum; ''İntikam almak bireyseldir, cezalandırmak Tanrı'nın işidir.''
1000Kitap
Bir İdam Mahkumunun Son GünüVictor Hugo · Koridor Yayıncılık · 2019152,3bin okunma