Cengiz Aytmatov beni ne kadar şaşırtabilirsin derken, Allah gani gani rahmet eylesin, Cengiz baba her seferinde yapıyor yapacağını. Türk Dünyası, böylesine bir yazara sahip olduğu için şükretmeli. Aytmatov'u her okuduktan sonra Orta Asya'nın her karışını gezmek istiyorum.
Gelgelelim romanımıza. Dişi Kurdun Rüyaları, bence üç temel çekirdekten oluşuyor. Evvela dişi kurdumuz Akbar (yani Ekber, Arapça en ulu manasında) ve kocası Taşçaynar (Taşçiğner) ile başlıyor roman. Bu kurtların hayatlarını bize sunuyor Aytmatov.
Burada, Mujunkum bozkırındaki kurtlar sayga denen antilopları avlıyorlar. Sovyet Hükümeti, et planını yetiştiremediği için saygaları avlamak için helikopterler ve silahlı jiplerle bu hayvanları alt ediyor. Ölen saygaları kamyona yükleyen ekibin biri mensubu Abdias.
Abdias, hikayenin ikinci çekirdeğini oluşturuyor. Babası bir diyakoz (papaz yardımcısı). O ise Hristiyanlık'ın bir reforma ihtiyacı olduğunu düşünüyor ve papaz okulundan kovuluyor. Bir gazeteye giriyor. Burada haşhaş bağımlılığı ile ilgili bir yazı yazmak için uyuşturucu kaçakçılarının arasına giriyor. Mujunkum bozkırında haşhaş topluyorlar. Burada dişi kurt Akbar'ın saldırısından kurtuluyor Abdias.
Yolda bir yük trenini durdurup kaçak yollarla biniyorlar haşhaşla birlikte. Abdias ise kimisi daha çocuk yaşta olan bu esrarkeşkeri kurtarmak için çalışıyor, onları Tanrı yoluna davet ediyor. Uyuşturucuları trenden atıyor. Müptelalar ise bunu tekme tokat dövüp trenden atıyorlar. Şans eseri hayata tutunuyor. Parasızlıktan geziyor, gazete yazısını kabul etmiyor. Abdias da Boss denilen adamın ekibine dahil oluyor. Yukarıda bahsettiğim sayga avlayan ekip bu. Abdias hayvanları öldüren bu acımasızları gene Tanrı yoluna davet ediyor. Bu ayyaş ekip onu ağaca asıp bırakıyorlar.
Romanının diğer katmanı