Bostan, Şeyh Şadi Şirazi tarafından yazılan bir öğüt kitabıdır bir nevi. İbretlik olaylardan, kıssalardan hisse çıkarıp ders almamızı ister. Sadi Şirazi bize bir sürü nasihatler eder, "ben öğüt vereyim, siz öğüt tutun" der.
İslâmî bakış açısı ile kaleme alınan kitapta uhrevi hayatın maddi dünyaya yeğlenmesi, elimizde imkân varken ahireti kazanmamız gerektiği vurgulanır. Dünya gelip geçici bir konaklama yeridir ve nihai nokta için hazırlık yapmak gerekir. Allah'ı öğrenmek ve mahiyetini kavramak gerekir. Allah'ın kullara yasak ettiğini sakınmak ve emrettiğini yapmak gerekir. Yöneticiler, amirler, krallar, hükümdarlar, beyler; emirleri altındakilere hoş davranmalı ve onların rızasını kazanmalıdır. Adalet ile hükmetmelidir. Güçlü, mazluma zulmetmemeli ve ona kol kanat germelidir. Yoksulu ve yetimi gözetmelidir. Allah'ı zikretmek ve durumuna şükretmek gerekir. Şükürsüz insan daha vahim bir hâle gelir. Kitaptaki öğütlere böyle uzar gider, bu öğütler kuru bir biçimde değil; hikayeler ve menkıbeler arasına sıkıştırılıp verilir.
Buraya kadar gayet iyi. Fakat Sadi Şirazi Bey'in kadınlar ile ilgili görüşleri cahiliye Arap'larından farksız bir biçimdeydi. Erkeğe hizmet etmesi ve sosyal açıdan geri plana atılması gibi bazı imalar yer alıyordu. Kitap boyu hoş öğütler verip kadına ikinci sınıf insan muamelesi yapmak sözlerini boşa çıkarır.
Bir diğer olaydan daha bahsedeceğim. Sadi Şirazi, Hindistan gezisi düzenliyor. Burada bir puta tapıyorlar. Rahip diyor ki, "Sabah bu putun eli yukarı kalkıyor, siz de görün ve iman edin." Sadi Şirazi de sabaha kadar bekliyor ve sabah vakti putperestler dolup taşıyor. O esnada putun eli havaya kalkıyor. Sadi Şirazi "bu işin içinde kahpelik olabilir" diyerek sözde bunlara iman ediyor ve cemaate karışıyor. Bir hafta sonra tapınakta tek başına