Dostoyevski'nin ünlü Suç ve Ceza'sında Raskolnikov'un işlediği iki cinayet sonrası buhran ve bunalım içerisinde geçen yaşamı anlatılır. Capote'un gerçek bir olay olan bu romanında ise 4 masumu hunharca katleden Dick ve Perry'nin soğukkanlılıkla elleri dahi titremeden uyguladıkları vahşeti görüyoruz.
Para bulmak umuduyla girdikleri bölgenin varlıklı çiftçisi Herb Clutter ve ailesini öldürüyorlar ve sadece 40 dolarla evden çıkıyorlar. Kusursuz gibi görünen cinayet ilk başta bir faili meçhul olarak kalıyor. Perry ve Dick iş bulmak için Amerika ve Meksika'yı geziyorlar. Dahasında beklenmedik bir itiraf ile oklar üzerlerine çevriliyor ve nihayetinde kaçınılmaz sonlarına kavuşurlar.
Romanı bu denli etkileyici kılan şey, Capote'un kişileri bu denli ayrıntılı tahlil etmesi. Katillerin ve maktullerin ilişkileri ve geçmişi çok derin ele alınmış. Bir yanda çocukluğu acıyla, şiddetle, dayakla, sevgisizlikle geçmiş; toplum tarafından itilmiş, kakılmış, ötekileştirilmiş ve muhitin tesirinde özünü yakalayamış Perry'e acıyorsunuz ama diğer yanda hiçbir suçu olmadan katledilmiş bir aile duruyor. Capote bizden Perry ve Dick'i affetmemizi değil anlamamızı istiyor. Bir yandan çocuk ruhlu ve zor şartların barbarlaştırdığı Perry'e merhamet duymak istiyorsunuz, ama gencecik Nancy ve Kenyon sizi sarıveriyor. Elleri titremeden, soğukkanlılıkla cinayeti işleyen bir katil olduğunu hatırlıyorsunuz. Katillerin ailelerinin hüzünlü ve çaresizliği sizi savuruyor, zavallı ve hastalıklı Bonnie Clutter'ın yok yere öldüğünü bilmek intikam hırsı uyandırıyor. Okuyucuyu bu ikileme itmiş Capote.
Ayrıca katillerin bu denli iyi bir profilinin çizilmesi de bizleri hem empati yapmaya, hem de onları anlamaya itiyor. Hem idam sehpasında sallanmalarını, hem de arkalarında bıraktıkları gözü yaşlı ailelerine