Selim

Selim
@KitapKitap
Burada yer alan okuduğum kitaplar listesine 2016 yılı öncesi okuduğum kitaplar dahil değildir.
Medeniyet, kültür, ihraç mallarından değildir. Dahası, medeniyet ve kültür, ordan buraya getirilecek radyo, televizyon ve buzdolabı değil ki, elektrik fişine takılınca hemen çalışsın.
Dünya Yayıncılık·Kitabı okudu
Reklam
Avrupa’lı aydınlar kendi özelliklerini toplumlarının kendi tarihleri, kendilerinin yaşadığı toplumun durum ve ahvalinin genel özelliklerinden alıyorlardı ve bu özellik kendi toplumunda doğal olarak meydana geliyordu. Ama bizim aydınlarımız bu özellikleri nasıl aldı? Kendi taklid mercilerinin aksine, kendi öncüleri ve asıllarının tamamen ters istikametinde. Yani Avrupa aydını, direkt kendi toplumundan, toplumu değiştirmek ve yönlendirmek maksadıyla bu özellikleri bir tepki olarak alıyordu. Bütün bu özellikler de kendi toplumunun ihtiyaç duyduğu özelliklerdi. Kurtuluşu, ilerlemesi, gelişmesi ve kurtulması için. Ama doğulu ve islam ülkeleri aydını bu özellikleri, toplumsal gerçeklerden uzaklaşarak, ona yabancı kalarak, kendi tarihiyle arasında fasıla oluşturarak, kültürüne, maneviyatına, toplumunun bölgesel özelliklerine yabancılaşarak, Avrupa’lı aydınlarla kurulan temas, yapılan tercümeler ve taklid yoluyla elde etti…
Dünya Yayıncılık·Kitabı okudu
Bu olağanüstü denizde Yol alırken sessizce, Hey! Kılavuz, hey! Karayı biliyor musun Dalgaların gürlemediği - Fırtınanın sona erdiği yeri?
Sayfa 13 - Oğlak Yayıncılık·Kitabı okudu
Hikaye Etkinliği (5 Eylül - 30 Ekim 2020) etkinliği kapsamında yazılmıştır.
Konuşmalar Kendimle konuşuyordum, (dalgın dalgın) şu beş kuruş var ya diyordum. Çok değerli. Alışveriş yaparsınız ve hep beş kuruşunuz eksiktir. Bu beş kuruşu iade edebilmek için başka bir bütün paranızı çıkarıp verirsiniz. Kasiyerde size dünya kadar üste bozukluk verir. Kasiyer sanki üzerinizde beş kuruş bulunmadığını özellikle fark etmiş gibi sorar. Neyse ney. Evet, güneşten bahsediyordum meselelere takıldı gitti yine aklım. Güneşten bahsediyorum demiştim. Bir de çiçeklerden ne güzel değil mi? Fakat kasiyer geçen gün patates alırken yeni kilo fiyatının geçerli olduğunu söyledi. Tartınca söylediklerini onaylamamı bekledi haliyle. Sessizce onayladım. Zaten alıveriş söz konusu olduğunda etiketler fark ettirmeden değişiverirler. Anlamazsınız bile sanırım bu da hep benim başıma geliyor gibi bilmiyorum acaba öyle mi? Çikolata almıştım üzerinde market kapısından çıkınca ağzımı tatlandırmak için küçük lokmalar halinde oracıkta yuvarlayacaktım. Kasa da fiyatın para üstünü alınca avucumun içine düşen bozuklukların eksik olduğunu söyledim. Kasiyer yaptığı ödemeye ve avucuma sıkıştırdığı faturaya baktı ''hayır, doğru beyefendi'' dedi. Ben matematiği severim. Aldıklarımı kafamda genellikle hesaplarım o yüzden hesabın hatalı olduğu konusundaki kuşkum netti. Fakat ''Ürünün etiket fiyatını değiştireceğiz'' demeleri gerekti. Yani doğru hesaplamışım. Hata onlardaymış. Böyle bir hesap hatası durumunda bir başkasının şöyle dediğini anımsıyorum: ''Giren bize oluyor'' tabii. Güneş çiçekler uzun bir sahil yolu uçuşan kelebeklerle birlikte el ele tutuşmuş romantik çiftler genelde yaygın hale gelmiş psikolojik durumun bu tür yansımalarından hiç etkilenmiyormuş gibiler her zaman değil mi? Ne güzel. Tıpkı sinema filmi başlarken akan yazılar gibi bu durum sanki bir şeyler vaat ediyor