Medeniyet, kültür, ihraç mallarından değildir.
Dahası, medeniyet ve kültür, ordan buraya
getirilecek radyo, televizyon ve buzdolabı değil
ki, elektrik fişine takılınca hemen çalışsın.
Avrupa’lı aydınlar kendi özelliklerini
toplumlarının kendi tarihleri, kendilerinin
yaşadığı toplumun durum ve ahvalinin genel
özelliklerinden alıyorlardı ve bu özellik kendi
toplumunda doğal olarak meydana geliyordu.
Ama bizim aydınlarımız bu özellikleri nasıl aldı?
Kendi taklid mercilerinin aksine, kendi öncüleri
ve asıllarının tamamen ters istikametinde. Yani
Avrupa aydını, direkt kendi toplumundan,
toplumu değiştirmek ve yönlendirmek
maksadıyla bu özellikleri bir tepki olarak
alıyordu. Bütün bu özellikler de kendi
toplumunun ihtiyaç duyduğu özelliklerdi.
Kurtuluşu, ilerlemesi, gelişmesi ve kurtulması
için. Ama doğulu ve islam ülkeleri aydını bu
özellikleri, toplumsal gerçeklerden uzaklaşarak,
ona yabancı kalarak, kendi tarihiyle arasında
fasıla oluşturarak, kültürüne, maneviyatına,
toplumunun bölgesel özelliklerine
yabancılaşarak, Avrupa’lı aydınlarla kurulan
temas, yapılan tercümeler ve taklid yoluyla elde
etti…
Konuşmalar
Kendimle konuşuyordum, (dalgın dalgın) şu beş kuruş var ya diyordum. Çok değerli. Alışveriş yaparsınız ve hep beş kuruşunuz eksiktir. Bu beş kuruşu iade edebilmek için başka bir bütün paranızı çıkarıp verirsiniz. Kasiyerde size dünya kadar üste bozukluk verir. Kasiyer sanki üzerinizde beş kuruş bulunmadığını özellikle fark etmiş gibi sorar.
Neyse ney. Evet, güneşten bahsediyordum meselelere takıldı gitti yine aklım. Güneşten bahsediyorum demiştim. Bir de çiçeklerden ne güzel değil mi? Fakat kasiyer geçen gün patates alırken yeni kilo fiyatının geçerli olduğunu söyledi. Tartınca söylediklerini onaylamamı bekledi haliyle. Sessizce onayladım. Zaten alıveriş söz konusu olduğunda etiketler fark ettirmeden değişiverirler. Anlamazsınız bile sanırım bu da hep benim başıma geliyor gibi bilmiyorum acaba öyle mi? Çikolata almıştım üzerinde market kapısından çıkınca ağzımı tatlandırmak için küçük lokmalar halinde oracıkta yuvarlayacaktım. Kasa da fiyatın para üstünü alınca avucumun içine düşen bozuklukların eksik olduğunu söyledim. Kasiyer yaptığı ödemeye ve avucuma sıkıştırdığı faturaya baktı ''hayır, doğru beyefendi'' dedi. Ben matematiği severim. Aldıklarımı kafamda genellikle hesaplarım o yüzden hesabın hatalı olduğu konusundaki kuşkum netti. Fakat ''Ürünün etiket fiyatını değiştireceğiz'' demeleri gerekti. Yani doğru hesaplamışım. Hata onlardaymış. Böyle bir hesap hatası durumunda bir başkasının şöyle dediğini anımsıyorum: ''Giren bize oluyor'' tabii.
Güneş çiçekler uzun bir sahil yolu uçuşan kelebeklerle birlikte el ele tutuşmuş romantik çiftler genelde yaygın hale gelmiş psikolojik durumun bu tür yansımalarından hiç etkilenmiyormuş gibiler her zaman değil mi? Ne güzel. Tıpkı sinema filmi başlarken akan yazılar gibi bu durum sanki bir şeyler vaat ediyor