My Diary

My Diary
@Kitap_33
Aynı bedende olmalarına rağmen zihin ve kalp yaşıt değildir.
İnsan için de aynı şey geçerli değil mi?
Bir halının güzelliği yüzünden okunurdu ama değeri arkasında saklıydı tacire göre. Çözgülerin yönü, atkıların yöntemi, dokumanın kalitesi, emekten, dikkatten çalınıp çalınmadığı, dokumacının malzemeyi yerli yerinde kullanıp kullanmadığı, binayı sağlam kurup kurmadığı, düğümlerin sayısı hep arkasından anlaşılırdı. Her halının önce arkasına bakardı bu yüzden. Sağlamsa, güzelliğini ondan sonra gözden geçirirdi.
Sayfa 105 - Timaş·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"Senin geldiğin yöne ben, benim geldiğim yöne sen" diyorum içimden, "Hiçbirimizin kökleri kendi toprağında değil yani."
Sayfa 100 - Timaş·Kitabı okudu
Kesinlikle
"İnsan bir şeyin azlığına dayanamaz, yokluğuna dayanabilir." Bir şeyin olmayışına, olup da az, eksik, yetersiz hissettirmesinden çok daha kolay dayanıyorsun. Üstelik yokluğa zamanla alışılıyor; hatta alıştıktan sonra, var olmasını bile istemeyebiliyorsun.
Alıntı
Peki ya Erkek kısmı?
Kapıdan daha çıkmadan Büyükhanım her zamanki tembihlerini ardı ardında sıralamıştı: "Yürürken sağa sola bakma. Yollarda gülme. Milleti peşimize takma. Kız kısmı ağır gerek. Kendine söz getirme. Yanımdan ayrılma, dükkânların önünde oturan adamlara yakın geçme."
Sayfa 81 - Timaş·Kitabı okudu