Yedi yaşına basışımı kutlamak için verdiğim doğum günü partisine kimse gelmedi. ...
Her iskemlenin yanında bir kukuleta, masanın ortasındaysa yedi mumlu doğum günü pastası vardı. Pastaya kitap figürü işlenmişti. Annem, pastanedeki hanımın, bir doğum günü pastasına ilk kez kitap çizdiklerini söylediğini anlattı, oğlanlar genellikle futbol topu veya uzay gemisi isterlermiş. Kitap isteyen ilk çocuk benmişim.
İyi yazarlar genellikle hayatın gerçeklerine dokunurlardı. Bu bakımdan kitaplardan neden bu kadar nefret edildiğini, korkulduğunu anlıyor musunuz? Hayatın gerçek yönlerini veriyorlar.
"Herkes başkalarıyla geçinip, yalnız kalmamak için öbürleri ne yapıyorsa aynını yapıyor" dedim. "İnsan toplumsal bir varlık. Neden ben de öyle olmayayım?"
"Bunu pek iyi beceremiyorsun da, ondan" dedi.