“Edebiyatta görkemli bir söz vardır, büyük kapıdan girmek. Bu, büyük bir eserin yazarı demek.
Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir.” - Orhan Kemal
Şüphesiz kitabı okumamıza ön basamak olan “Orhan Kemalin” bu yorumudur.
Zülfü Livaneli, ne çok tartışılan, eleştirilen bir yazar değil mi? Yazarı kötü anlamda eleştirenlenler, size bir soru sormak istiyorum. livaneliyin bu kitabını okudunuz mu? Yazarın bu romanını okuyun, öyle yapın eliştirinizi. Olur mu?
Kitabın anlatış dili çok güzeldi. kurgusu çok iyidi. Ve çok akıcı bir kitapdı kesinikle.
Son Ada kitabı tam olarak 34 dilde yayınlanmıştır. Son Ada’nın isimsiz anlatıcısı, adını kendisinin koyduğu bu yeri “son sığınak, son insani köşe” olarak nitelendiriyor. Ütopya olarak başlayan bu roman, sonradan tam bir distopyoya dönüşüyor. Yazar bu kitabı, kaleme alırken, türkiye ve dünya hakkındaki düşüncelirini, ıssız bir adada yaşayan insanlar, martılar ve bir diktatör ekseninde yazıya dökmeyi yeğlemiş.
Şimdi kitabın hikayesinin içerisine giricem biraz sizinle birlikte. Kitapla ilgili “SPOİLER” almak istemiyorsanız, incelemenin bundan sonrasını okumayınız.
Bir “ada” canlandırın şimdi hayaliniz de. Dünya kargaşasından uzak, sabahları sise bürünen, mis gibi lavanta ve yasemin kokusuyla sarıp sarmalanan, martıların uçuş uçuş olduğu, denizi, kayası olan, herkezin birbiriyle güzelce komşuluk yaptığı, huzur içinde yaşayanılan bir ada. Gerçekten cennet gibi değil mi?
Peki bu ada, huzurunu ne zamana kadar korumayı beceriyor sizce? Eski bir devlet başkanı, adaya ayağını basana kadar.
Evet hikaye tam da burada başlıyor. Herşeyi yönetmeye alışkın olan bir insan, şehir hayatının, kargaşasından, karısıyla ve torunlarıyla çıkıp gelen bir eski başkan, ne yapar sizce?
Gelin bu eski, emekli olmuş devlet başkanının, ada ve ada