Okur sever ))

NE ZAMAN EZBERİNİ BOZARSAN ASIL O ZAMAN YAŞARSIN!
Puan vermedi·80 syf.··
2019 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2019 13:16
Uzun zaman oldu bir inceleme yapmayalı, o yüzden bir kusur görürseniz afvola... Yaşamak... Bu cümle size ne çağırıştırıyor? Yaşam nefes almaktan ibaret mi? Ve ya yaşamak bir ezber mi? Evet size “yaşam” cümlesi ne çağırıştırıyor diye sormuştum? Muhtemelen hepimizin aklına bir şeyler gelmiştir. “Yaşam” denilince benim aklıma imtihan, savaş ve rol yapmak geliyor mesela... Çünkü sürekli bir şeylerle savaşıyoruz. Sürekli bir şeylerle sınanıyoruz. Sürekli duygularımızı bastırarak, insanlara karşı bir rol sergiliyoruz. Bazen öyle bir an geliyor ki kendimizle bile, bir savaşa giriyoruz. Bizler aslında kendi hayatlarımızın oyuncularıyız... içimizde verdiğimiz savaşları, hangimiz dışımıza vurmayı becere bildik ki? Hangimiz belli ede bildik ki? çevremize, insanlara... hep bir çekingenlik var insanlarla aramızda. Hep bir korku var. korkuyoruz, bazen ezilmekten, bazen aşağılanmaktan, bazen ise insanlar tarafından acınmaktan. İnsanların, yerini bir kağıt ve kalem kapladı. içimizi dökmemize o kalem yardımcı oluyor. Duygularımızı ise içine o kağıt sığdırıyor. Senin acın, yer gelir başkasının sevinci olur. Senin göz yaşı döktüğün bir şeye, yer gelir başkası güler geçer mesela. O yüzden insanlarla bile savaştayız. Neyse bu uzun bir konu... uzattım biraz galiba. kitaba dönelim biz en iyisi. Yaşam hiç bir zaman nefes almaktan ibaret olmamalı değil mi? Kaç kişi doya doya istediğim gibi yaşadım bu hayatı diyip öle bildi acaba? Ardımızda bıraktıklarımız hep keşkeler değil mi? Hangimiz istediğimiz senaryonun, istediğimiz karakteri ola bildik ki? Birinin isyan ettiği hayat, diğerinin hayali... dertsiz insan, dert bile arar olmuş... Size dedim ya ne zaman ezberinizi bozarsanız, asıl o zaman yaşarsınız diye. İşte bu kitaptaki karakterimizde aynen öyle yapmış. Kitaptaki, karakterimizin
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·196 syf.··
2019 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2019 15:07
“Edebiyatta görkemli bir söz vardır, büyük kapıdan girmek. Bu, büyük bir eserin yazarı demek. Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir.” - Orhan Kemal Şüphesiz kitabı okumamıza ön basamak olan “Orhan Kemalin” bu yorumudur. Zülfü Livaneli, ne çok tartışılan, eleştirilen bir yazar değil mi? Yazarı kötü anlamda eleştirenlenler, size bir soru sormak istiyorum. livaneliyin bu kitabını okudunuz mu? Yazarın bu romanını okuyun, öyle yapın eliştirinizi. Olur mu? Kitabın anlatış dili çok güzeldi. kurgusu çok iyidi. Ve çok akıcı bir kitapdı kesinikle. Son Ada kitabı tam olarak 34 dilde yayınlanmıştır. Son Ada’nın isimsiz anlatıcısı, adını kendisinin koyduğu bu yeri “son sığınak, son insani köşe” olarak nitelendiriyor. Ütopya olarak başlayan bu roman, sonradan tam bir distopyoya dönüşüyor. Yazar bu kitabı, kaleme alırken, türkiye ve dünya hakkındaki düşüncelirini, ıssız bir adada yaşayan insanlar, martılar ve bir diktatör ekseninde yazıya dökmeyi yeğlemiş. Şimdi kitabın hikayesinin içerisine giricem biraz sizinle birlikte. Kitapla ilgili “SPOİLER” almak istemiyorsanız, incelemenin bundan sonrasını okumayınız. Bir “ada” canlandırın şimdi hayaliniz de. Dünya kargaşasından uzak, sabahları sise bürünen, mis gibi lavanta ve yasemin kokusuyla sarıp sarmalanan, martıların uçuş uçuş olduğu, denizi, kayası olan, herkezin birbiriyle güzelce komşuluk yaptığı, huzur içinde yaşayanılan bir ada. Gerçekten cennet gibi değil mi? Peki bu ada, huzurunu ne zamana kadar korumayı beceriyor sizce? Eski bir devlet başkanı, adaya ayağını basana kadar. Evet hikaye tam da burada başlıyor. Herşeyi yönetmeye alışkın olan bir insan, şehir hayatının, kargaşasından, karısıyla ve torunlarıyla çıkıp gelen bir eski başkan, ne yapar sizce? Gelin bu eski, emekli olmuş devlet başkanının, ada ve ada
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,1bin okunma
Risale-i Nur eserleri...
10/10
·366 syf.··
2019 5. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2019 23:19
Risale-i Nur eserlerin’den olan Asa-yı Musa eserini de okudum bitti. “Önce size biraz Bediuzzaman Said Nursi’den bahsetmek istiyorum. Bediüzzaman Said Nursi 1877 yılın da doğdu. Bediüzzaman Said Nursî, İslam alimi, düşünürü, Risale-i Nur adlı tefsir külliyatının yazarı ve Nur cemaatinin kurucu lideridir. 1892'de Bitlis'te Şeyh Emin Efendi ve diğer İslam alimlerinin de bulunduğu ilim meclisinde yapılan imtihan ve münazara sonunda Molla Fethullah tarafından Bediüzzaman unvanı verilmiş; diğer alimler tarafından da kabul görmüş ve bu isimle anılmaya başlanmıştır. Kendisinde görülen hafıza sebebiyle, önceleri "Molla Said-i Meşhur" diye tanındı. Daha sonra "Zamanın eşsizi" anlamında "Bediüzzaman" unvanıyla şöhret buldu. Talebelik yıllarında temel İslamî ilimlerle ilgili doksan kitabı ezberledi. Said Nursi, 23 Mart 1960 tarihinde 82 yaşında Şanlıurfa'da öldü..” Kısaca yazardan size bilgiler vermeye çalıştım. Ama gerçekten de burada yazılanlar, yazarın genel hayatını anlatmaya yetmez. Yazarı araştırırken, hayatı ile bir çok şey öğrendim. O kadar çok şey yaşamış ki yazar, kitabı yazılsa roman olur gerçekten. Ve ben bu romanı çok severek okurdum. Osmanlıca, türkçesi olarak yazılan Risale-i Nur, türkçe olarak Nurlu Kitaplar demek oluyor. Bu eserler yazar tarafından 1925 yılında yazılmaya başlamış. Ve 24 yılda tamamlamış yazar kitapları. “Risâle-i Nur, yalnız bu vatan ve millet için değil, âlem-i İslâm ve bütün beşeriyetin ihtiyacına cevap verecek bir külliyat olarak telif edilmiştir.” Ve gelelim “Risale-i Nur” eserlerinden olan “Asa-yı Musa” adlı kitap hakkında ki görüşlarime. Bu benim Bediuzzaman Said Nursi’nin, “Risale-i Nur” eserlerinden okuduğum ikinci eseri. Kitap hakkında yazılacak o kadar şey varki... herkezin pek tercih ettiği kitaplar olmadığının farkındayım. Şimdi
Asâ-yı MûsâBediüzzaman Said Nursî · Söz Neşriyat · 20146,8bin okunma
8/10
·117 syf.··
2019 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2019 23:18
SPOİLER İÇERE BİLİR! Ona göre okuyunuz:) benim için ne kadar içermesede siz gene tedbirli olun. Yorumlar da “SPOİLER” içeriyo diyosunuz çünkü. İlk kez tam olarak, bir yazarın kaleminden, bir karakterin dilinden, idam anıyla iygili satırlar okuyorum. Bilindiği üzere eskiden suçlular, devlet tarafından idam kararıyla, idam edile biliyormuş. Suçlulun, canına son verme işlemini ise giyotin makinesi üstleniyormuş. Giyotin, idam mahkümunun başını kesmek amacıyla geliştirilmiş bir çeşit idam aracı. Giyotin ilk kez 1792 yılında Jacques Nicholas Pelletier adlı bir hırsızı idam etmek için kullanılmıştır. m.youtube.com/watch?v=aQo8v_K... Bir çok kitap da, bu konuya değinildiği gördüm, ama hiç idama hazır bir suçlunun, karakterin, duygularını döktüğü satırları okumamıştım. Bir insan her ne suçu işlerse, işlesin idamı hakeder mi? Bu soru, konu üzerine epeyce tartışılacak ve tartışılan bir konu. Ben bu sefer idama hazır bir suçlunun, ölümünü beklerken, neler hisseder? neler hissede bilir? Onu tartışmak istiyorum sizlerle. Giyotin gibi korkunç bir makinenin altına yatarken insan ne hissede bilir ki? “Çünkü, iyi düşünüp olaylara serinkanlılıkla bakınca görüyordum ki, giyotinin şakası yoktu. Onun altında şans diye bir şeyin lafı olamazdı.” Kitap da ki, karakterin duygu dolu satırlarını okurken, kendimi bir anlık o karakterin yerine koydum. Bu kitap okurken çok sıkca yaptığım bir şey benim. Ama en çok bu karakterin, yerine koymakta güçlük çektim kendimi. idama hazır bir suçlu yerine koymakta güçlük çektim kendimi. Bir anlık o karaktere bürünürken dayanılmaz duyguların, korkuların, beni sardığını görüp, hemen o karakter olmaktan çıktım. Empati yapmıştım aslında. Sadece empati. Peki gerçek bir suçlu, o zamanlar, ne hissetmiştir diye kafa yordum. Benim empati yapmaya
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2012137,1bin okunma
9/10
·71 syf.··
2019 3. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2019 13:49
SPOİLER Siz hiç kendi kendinize satranç oynadınız mı? Hemde karşınız da bir satranç tahtası olmadan? Kendi stratejinizi kendinize uyguladınız mı? Peki siz hiç kendi kendinize yenildiniz mi? Satranç zehirlenmesi nedir bilirmisiniz? Bütün bu sorularım size çok garip geldi değil mi? Haklısınız garip çünkü. Satranç, denilince aklımıza doğal olarak satranç oyunu geliyor. Peki sizin için satranç oyunu ne ifade ediyor? Bana sorarsanız? Satranç benim için bir zeka ve strateji oyunu. İyi bir satranç oyuncusu olmak istiyorsanız, karşınızda ki rakibin yapacağı hamleyi önceden hesaplamanız gerek. Ve karşınızda ki rakibe öyle bir hamle yapmanız gerekki, o bir adım atsa uçurumdan düşücek, ama o düşüceğini bilmeden atmalı o adımı, yani öyle yapmalı hamlesini. SATRANÇ BİR PUSU OYUNUDUR! Stefan Zweig kalemine hayran olduğum bir yazar benim için. Yazar hakkın da uzun uzun bilgiler vermicem size, az çok hepimizin yazar hakkın da bir bilgiye sahip olduğunu düşünüyorum. Bu yazarın okuduğum üçüncü eseri benim için. Durmadan okumak istedigim bir kalem benim için. Yazarın seveni olduğu gibi, sevmeyeni de var. bu kitap yazarın intihar etmeden yazdığı son kitap. Ölmeden önce son sözleri gibi biz okurlarına. O yüzden yazarın bu kitabı, benim için diğer kitaplarına göre daha özeldi, özel olmayada devam etti ve edicek. Bu kitabı okumayı hep erteledim. Çünkü dediğim gibi yazarın biz okurlarına, yazdığı son satırları çabucak okuyup bitirmek istemedim. Gelin biraz kitabın konusundan bahsedeyim sizlere. Karakterimiz satranç şampiyonu Czentovic. hayatı boyunca öğrenme güçlüğü çeken bir adam olmuş. Bu öğrenme güçlüğü çeken adamın yapa bildiği tek şey satranç oynamak. Çok basit şeyleri bile anlamakta güçlük çeken bu adam, satranç oyununun üstesinden çok iyi gelir. Ve hayatının odak noktası satranç
SatrançStefan Zweig · Can Yayınları · 2019279,1bin okunma