İçindeki yangını ve alevleri bana hissettirmemek için sürekli yüzünden gülücükler saçılan annem...
Bu merhamet ve sevgi dolu hanımı sokağa atarak, bize ömür boyu dayanılmaz acılar yaşatan babam, babaannem ve dedem...
Gönlünü bütün mağdurlara ev yapmış, onlara manevi baba ve ışık olmuş Nurullah Öğretmen, bizleri çok etkileyen şu cevabı vermişti: "Benim evimin,eşimin ve çocuğumun durumu her ne kadar iyi olmasa da, onlar aç değiller, başlarında sahipleri vardır. Ama o zavallıların hiç kimsesi yoktur. Bu kış ortasında aç ve perişan haldeler. Yarın huzur-u ilahîde bu çaresizlerin hesabını, bizler gibi imkânları iyi olanlar verecektir. Ben sıcak sobamın başında, sıcak çorbamı içerken, kış ortasında ölüme terk edilen bu kimsesizlerin hesaabını nasıl verebilirim?"
"Kırkıncı Kural" dedi tane tane konuşarak. "Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmayalım mecazi mi, yoksa dünyevi,semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK'ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde,ya da dışındasındır,hasretinde."