Gözde Çelik

Gözde Çelik
@Kitaprella
Okuduğum kitaplar sayesinde gittiğim nice ülkeler ve kahramanlar var. Kimisiyle acı, kimisiyle tatlı bir sonla vedalaştık ama hiç ayrılmadık.Şimdi her biri,kitaplığımda duran yüzlerce sayfalık kalıcı misafirim. İnstgrm:Kitaprella
Üniversite
47 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
İyi geceler
Bazen öyle oluyor ki, saatlerce konuşasın geliyor. İçinde bağıran cümleler ruhunu sıkıştırdıkça yeter artık diyerek dışa vurasın kulaklarını sesinle tırmalayasın geliyor. İç huzursuzluk ayyuka çıktığında, içinde kelimeleri sığdıracak yer kalmadıkça kusarak yer açasın gerektiğini anlıyorsun. Tıpkı midende biriken fazlalıkları parmak basıp kusunca rahatlayacağını düşünmek gibi. Zamana bakmadan kimseye aldırış etmeden kendi kendine söylenmek. Ya da kendini, kendine şikâyet etmek. Artık her neyse. Ne de olsa söyleyen de sensin dinleyen de. Deli muamalesi görme korkusundan arınmış bir özgüvenle çiçek açmışsın. Sırtında heybe niyetine taşıdığın tonlarca cümleler her birinin içinde yüzlerce kelimelerin var. Yüklenmiş gidiyorsun. Ayakların değil ama beynin bir yerden sonra uyuşuyor, bu ağırlığın altında güçsüz kaldığını ve ezildiğini hissediyor. Sonra sende bir kabak çiçeği gibi açılıyorsun. Bir anda çıkarıyorsun baklaları ağzından. Balıkların yavrulamasına benziyor halin tavrın. Ama gocunmuyorsun. Çünkü her döküldüğünde farkında olmadan şifalanıyorsun. Hafiflediğini dengelendiğini hissediyorsun. Dudağının kenarına düşmüş belli belirsiz bir gülümseme tanesi yetiyor da artıyor mutlu olmana. Arkasından gelen bir “oh be” kelimesi bitirilmiş bir kitabın son sayfası veya izlenmiş bir filmin son sahnesi gibi geliyor. Rahat bir uyku çekecek olmanın hafifliği ile bebek gibisin. Artık uyuyabilirsin. İyi geceler 🪐
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
BİR KİTAP MESELESİ
Sayfaları kırışmamış altı çizilmemiş olan kitapları sevmem. Hikayesi içine, Sayfaların kokusu ise, ellerine sinecek bir kere. Bazen salondaki koltuğun üstünde bazen ise yatağın içinde kalacak o kitap. Gezecek tüm evi içindeki kahramanlarıyla birlikte. Sen onu okurken o da seni izleyecek. Farkında olmadan birbirinizi sahiplenecek bağlacaksınız. Hatta öyle ki, Kimi zaman günlerce kimi zaman saatlerce eline almadın diye içerleyecek. Ara ara gözüne çarparak kendini hatırlatacak beni oku dercesine. Sen ise kalbinle mantığın arasında kalacaksın. Bir yanın okumak isteyecek diğer yanın işler ne olacak diyecek. Kitap ise okuyup bitirileceği günü bekleyecek. Sonra o gün gelip çatacak. Sonunda bitireceksin. Son sayfaya geldiğinde, ikinizi de karşılıklı bir hüzün kaplayacak. Vedalaşacaksın. O kitaplığındaki daimi yerini alıp diğer okunmuş kitap arkadaşlarıyla tanışacak. Evde kimse yokken laflayacaklar bile. Sen ise bitirmenin verdiği mutluluk ama ayrılmanın verdiği hüzünle yeni hikâyelere yelken açacaksın. Ara sıra kitaplığına bakıp sessiz sedasız selamlaşacaksın.:)
Böyle çok güz ortaları yaşadım. Boş yere, güneyde, yazları biraz daha uzatmak…Şimdiyi ve geçmişi aramak için, yıllar sonra yazı masasının başına geri döner insan. Kendine yakın kitaplar aranır durur, yaz sonundan, güzden, sonbaharın çekilişinden söz açmış.
Sayfa 59
Alıntı
“Yeryüzünü baskıları altına alacaklar, tekmil yeryüzünü,karınca,kuş,ağaç,börtü böcek, çiçek, insan sömüreceklerdi. Bunun içinde önce beyinleri,duyguları,toprağı,suyu, bedenleri yozlaştıracaklardı. Önce karıncaları on beş, yirmi, kırk, bin parçaya bölmeli, sonra da bu her bölüğü ötekine can düşmanı etmeliydi. Bölünmüş karıncalar, hiçbir zaman bir güç olamazlar, sonuna kadar da tutsak kalırlardı.” syf:43 “Bir de karıncaları durmadan oyalayacak. düşünmeyi onların elinden alacak birtakım oyuncaklar icat etseler. Karıncaları köleliğe koşullayacak…” syf:55 “Her çağda bir şey uydururlar, şimdi bütün işleri güçleri beşe alıp ona satmaktır bir şeyi. Toprağı alıp toprağı satıyorlar, ağacı suyu, insanı, ellerine ne geçerse, analarını, babalarını. çocuklarını, karılarını, gözleri şu evrende neyi görürse alıp satıyorlar.Yıdızı, altını, elması, çiçeği satıyorlar….”syf:81
“ Benim en sevdiğim taş,kaledir,” dedi sonra. “ Ona dikkat etmen gerektiğini düşünmezsin. Dürüst bir taştır. Gözünü vezirin, atın, filin üstünde tutarsın çünkü onlar içten pazarlıklıdır. Ama çoğu zaman kaleye yenilirsin. Dürüstlük her zaman bizim zannettiğimiz gibi bir şey değidir.”
Alıntı