Okuduğum kitaplar sayesinde gittiğim nice ülkeler ve kahramanlar var. Kimisiyle acı, kimisiyle tatlı bir sonla vedalaştık ama hiç ayrılmadık.Şimdi her biri,kitaplığımda duran yüzlerce sayfalık kalıcı misafirim. İnstgrm:Kitaprella
Bir duvar var. Bembeyaz, bomboş. Baktıkça gözüm dalıyor. Bıraksalar belki saatlerce bakarım farkında olmadan. Ne düşündüğümü niçin düşündüğümü bilmeden. Belki kaybolan yıllar, belki de yitip giden zaman. Ve durmayan akrep ile yelkovan. Bu böyle olmaz diyerek, duvara bir çivi çakıyorum önce. Minik bir ah çekiyor ilk darbede. Belli ki canı acıdı. Korkma geçti diyorum. Üflüyorum hem tozları gitsin hem de acısı dinsin diye. Kinaye ederek bakıyor bana. Sanki tablo asınca her şey düzelecek diyor. Kendimi kandırdığımın o da farkında. “Claude Monet ve Nergisleri” gibi, iştah açıcılar sana yaramaz! seni ancak “Frida Kahlo’dan yaralı geyik” paklar diyor. Haklı! Susuyorum. Dudağımın kenarında beliren minik gülümseme anlatıyor fazlaysıyla. Daha fazla konuşup kelimeleri zayi etmiyorum. Parmağımla kontrol ediyorum son kez. Çivi kımıldamıyor. Ancak parmağım kanıyor. Kulağıma fısıldıyor duvar; çivi sağlam, ama kalbin kırık diyor. O an da acı falan kalmıyor hissizleşiyorum. Sivri dili ile iğneye gerek kalmadan uyuşturuyor beni anında. Duvara bardak dayayan yan komşular inanmıyor duvarla konuştuğuma. Kesin biri var diye linçliyorlar sürekli. İçimde çelişen diğer ben’in, benimle olan kavgasından habersizler. Gürültüsüz çığlıklarımı bir tek sabaha karşı pencereme konan martılar duyuyor. Bir bakıyorum sabah olmuş. Ama güneş girmiyor içeri. Duvar ise hâlâ karanlık, benden bir ışık bekliyor…
“Çoğu okuyucu, maalesef romanı sadece hoşça vakit geçirmeye yarayacak birtakım meraklı olaylar dizisi olarak algılamakta ve öylesine okuyup geçmektedir. Halbuki roman, deşilmesi, kazılması, çözümlenmesi, keşfedilmesi gereken nice hazineler ve hissedilmesi gereken nice hazlar barındırır. ”. Nurullah Çetin’in kitabın ön sözünde söylediği gibi bir roman sadece olaylardan ibaret değildir. Romanın bir çok unsuru bulunmaktadır. Roman Çözümleme Yöntemi’ de romanın unsurları ayrıntılı bir biçimde işlenir.
I. Bölüm’de öncelikle roman türü henüz ortaya çıkmadan önce olayları anlatmada kullanılan ve romanın öncüsü olan Batı Edebiyatı’ndaki destan, romans, hikaye, şövalye anlatıları gibi türlerle Türk Edebiyatı’ndaki masal, halk hikayesi, meddah hikayeleri, mesnevî gibi türler ele alınır. Ardından roman türünün tarihi gelişimi ve roman türleriyle ilgili bilgi verilir.
II. Bölüm’de anlatıcı türleri ve aktarma yöntemleri açıklanır.
III. Bölüm’de romanda içerikle ilgili unsurlar ele alınır. Bunlar konu, izlek, tez, zaman, mekân ve kişi kadrosudur.
IV. Bölüm’de anlatma yöntemi ve ögeleri ele alınır. Bu bölüm A. Kurgulama Tekniği ve Ögeleri, B. Dil ve Üslup adında iki kısımdan oluşur. İlk kısımda olay örgüsü, çatışma, son, metinler arası ilişkiler, kurgu türleri gibi konular hakkında bilgi verilir. İkinci kısımda ise dil, üslup ve türleri incelenir.
Kitap edebiyattan tanınmış romanlardan verilen örneklerle daha somut hale getirilmiştir. Alanla ilgisi olmayan insanların da rahatlıkla anlayabileceği bir dilde yazılmıştır. Fakat edebiyat eğitimi almış kişiler için verilen bilgiler sıradan bilgiler niteliğindedir, bildiklerinizi tekrar etmekten öteye geçmeyecektir.
Kimi roman kahramanlarına Türkiye’deki hayat pahalılığının sebebini sordum.
İlya İlyiç Oblomov ( Oblomov): “Pahalılık, muhtemelen gereğinden fazla çalışmaktan kaynaklanıyor."
Küçük Prens (Küçük Prens) “Türkiye’deki büyükler de sayı saymayı çok seviyor olmalı. Pahalılığın sebebi bu."
Zübük ( Zübük): “Dış mihraklar efendim, ama merak etmeyin; pahalılığı sandığa gömeriz evelallah."
Winston Smith (1984): “Türkiye’de fiyatların düştüğünü ilan edecek bir Bolluk Bakanlığı olmaması pahalılığın tek sebebidir.”
Astan ( Astan): “Şöyle Önder İşportacı gibi bir lider olmadığı için olabilir mi?”