Gözde Çelik

Gözde Çelik
@Kitaprella
Okuduğum kitaplar sayesinde gittiğim nice ülkeler ve kahramanlar var. Kimisiyle acı, kimisiyle tatlı bir sonla vedalaştık ama hiç ayrılmadık.Şimdi her biri,kitaplığımda duran yüzlerce sayfalık kalıcı misafirim. İnstgrm:Kitaprella
Üniversite
47 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Tuval
Baktıkça değişiyor şekiller, kağıda yapılmış rastgele karalamalar oluyor önce, kılcal damarlara dönüşüyor sonra. Düşüncelerim geliyor aklıma. Acaba onlarda böyle karmaşıklar mı diyorum. Nefes alıp izin veriyorum azcık huzur için, arada uçan tek tük kuşlara. Biraz pembe biraz mavi bir hayal pigmenti çıkıyor ortaya. Tuvale bulaşmış bir yağlı boya gibi sergileniyor karşımda. Acaba herkes benim gibi bakıyor mu, farkediyor mu bu güzelliği diye sorguluyorum. İnsanlar yorgun, yere baka baka yürüyorlar. Kaldırımlardaki izmaritleri görüyorlar o sırada. Kimileri hâlâ çalışıyor ekmeğinin peşinde. Arka fondaki Korna sesleri biraz kulak tırmalıyor. Neyse ki anın güzelliğini bozmuyor. Kıpırdamıyor gözlerimi kırpmıyorum. İçimde biraz endişe beliriyor. Biliyorum saniyeler içinde renklerin koyulaşacağını, dalların detaylarının kaybolacağını. Bu bir tık üzüyor. Sonra çekiyorum gözlerimi ışık hızıyla gökyüzünden. Kirli yeyüzünün gerçeğine dönüyorum hava henüz kararmamışken. Saatler sürüyorum o bir saniyenin içinde. Tabloyu hafızama sırtlanıp götürüyorum Gittiğim yere.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
OYuncak bebek (blogyazım)
Küçük bir kızken oyuncak bebeklerimle oynamaya bayılırdım. Plastik dolgun pembe yanaklarını sever, minik ağzına uygun yapılmış çubuk biberonla beslerdim. Her yatırdığımda siyah uzun kirpiklerini kapatışı mucize gibi gelir sonra uyumasından sıkılır beş dakika sonra kaldırırdım ayağa. O masmavi cam gibi kocaman gözlerini açıp bakardı bana. Çiçekli karpuz kol elbisesi minik babetleriyle gerçekten farksızdı. Birlikte misafirliğe gittimizde korurdum diğer çocuklardan, vermek istemezdim ellerine. Öyle çok severdim bebeğimi. Sonra yıllar geçti anne oldum. Karşımda yine bir bebek vardı. Bu sefer ki plastikten değil etten kemiktendi. simSiyah saçları zeytin gözleriyle bana bakıyordu. Kıpır kıpırdı. Kucağıma alınca indirmek istemiyordum. Tıpkı oyuncak bebeğime yaptığım gibi seviyor besliyor öpüyordum. Başkaları dokunacak diye ödüm kopuyordu. Aynı o zaman ki sahipleniş aynı tedirginlikti bu. Duygular tanıdıktı. İçimde hiç büyümeyen o küçük kız çocuğuna hediye gibi gelmişti. Evcilik oyunları yatma vakti gelene kadar değil, bu minik bebek büyüyünceye kadar sürüp gidecekti. 🤎 #momtogether #blogyazım #telifhaklarınasaygı
Bir şeylerin bittiğini, bittiğine üzülmediğimde anladım. Çünkü; bitti diye üzüldüğüm zamanlarda, aslında bitmemişti.
Saygıyı, sevginin olması gereken yerdeki boşluğu saklamak için uydurmuşlar.
SKT
İyi hal indirimi uygulamayalı çok oldu. Önceleri hemen yelkenleri suya indirirdim. Tarafıma yapılan kötülükleri nankörlükleri bir çırpıda unutuverirdim. Sonra baktım ki bu sürekli hale gelmeye başlıyor durup bir düşündüm. Çevremdeki insanlar bu iyi hal durumunu son kullanım tarihi nasılsa geçmiyor diye hunharca kullanır olmuş. Silkindim. Ufacık gülümsedim. İçeriğimde bulunan yararlı tüm huylarımı bir çırpıda kaldırıverdim tozlu raflara. Beni yiyip bitiren ne varsa her şey gitmişti. Geriye benden kalan kullanılmamış az bir temiz parça ve yaşanmışlık serpintileri kalmıştı. Onları da o saf halinden çıkardım. tadım testi yapmaya kalkan dost görünümlü düşmanlara karşı nefret , kin ve biraz da yapmacıklıkla doldurdum kendimi. Yeni içeriğimle artık günümüz insanlık normlarına uygun hale gelmiştim. Kötülük yapanlara karşı geçirdiğim bu duygusal evrim o zor çengel bulmacayı çözmeme yardım etmişti. Kalp cimnastiği yapmak böyle bir şeydi. Artık temiz ve iyi görünümlü bol katkı maddeli halimle bende onlar gibiydim. İnsanlık yine bir sıfır kaybetmişti..