Vatan Yahut Silistre, her bir cümlesinde yüreğimi içtenlikle ele geçiren bir eserdi. Kitabın sonlarına doğru o kadar şaşırdım ki. Aslında kötü sonla bitmesini beklerken mutlu sonla bitti, bu bakımdan da şaşırtıcıydı. Çok akıcı anlatımıyla ele alınan bu eserde Kırım Savaşı’nın yaşandığı yıllarda Zekiye ve İslam adında iki genç birbirlerine aşık olmuşlardır fakat bu aşk İslam Bey’in vatan sevgisinden ötürü yarım kalmış ve mahalledeki Sıtkı Bey öncülüğünde gönüllü gençler cepheye gitmiştir. Aşkından ayrılmak istemeyen Zekiye ise kılık değiştirerek gönüllü gençlerin arasına katılmıştır. Savaş sırasında yaralanan İslam Bey, Zekiye’nin kolları arasında iyileşmiştir. İşte o sırada İslam Bey, kılık değiştiren o kişinin Zekiye olduğunu anlamıştır. Bir zaman sonra karşıt güçlerin cephanesini patlatmaya giden Zekiye ve İslam Bey oradan sağ çıkmışlardır. Onları bekleyen Sıtkı Bey ise Zekiye’nin hayatı boyunca hiç görmediği babası olduğunu itiraf etmiştir. Hem aşıklar, hem vatan hem de baba- kız birbirlerine kavuşarak mutlu sonla bitmiştir.