İşin püf noktası bu: Modernizm, dini yok etmek istemiyor ki; onu da diğer ideolojilerle aynı zemine çekmeye çalışıyor. Dindar olduğunu zanneden modern bireyler üretmek istiyor yani. Oysa bu zeminde dinden geriye bir şey kalmıyor.
Dilinde en çok neyin sohbeti varsa, kalbini en çok ne sızlatıyorsa, uykunu kaçıran ne ise, yüzünü güldüren, gözünden yaş döken ne ise muhtemelen son nefeste kalbinde işte o olacak, dilinde o.
Allah'ı tanıma derdine düşmek dünya nimetlerinden istifade etmemenizi gerektirmez ve dünya nimetleriyle meşgul olmak Allah'ı tanıma çabamıza mani değildir.
"Hoştur bana Sen'den gelen/Ya gonca gül yahut diken" anlayışına sahip biri ile "Böyle bir musibet ve bela neden benim başıma gelir?" diye sızlanan bir kimse arasındaki fark, bir gönül farkıdır.
Duam kabul olmadı diye mahzun olma, dua edebilenlerden olduğun için memnun ol.
Rabbinin huzuruna çıktığı vakit dağlarca sevabı görüp de; "Ben bunların nereden geldiğini bilemedim" deyip sevinçle şaşıran kulu işitmedin mi? Hani denmişti ki ona: "Bu senin kabul olunmadığını zannettiğin dualarının buradaki karşılığıdır." O da "ah keşke" demişti; "Bütün dualarımın karşılığı buraya kalsaydı."
Ne duana icabet edilince sevilenlerdenim zannına kapılıp kibirlen ne de istediğin olmayınca sevilmediğine vehmedip kederlen.