aliyee

aliyee
@Kitapyummy
sosyolog/ lojistik
Selçuk üniversitesi
İstanbul
3 Temmuz
180 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Kuyucaklı Yusuf Sabahattin Ali’nin 1937 yılından basılan ilk romanı ve benimde yazar ile tanıştığım ilk eseri. Gelelim kitabımıza… “1903 senesi sonrasında ve yağmurlu bir gecede Aydınʼın Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyünü eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler.” İşte kitabın ilk giriş cümlesi, Yusuf’un hikayesi de böyle başlıyor! Yusuf kendisini hiçbir yere ait hissetmeyen , özgürlüğü arayan biriyken farkında olmadan tutkulu bir aşkın pençesine düşüyor. Bu yolda binbir türlü kötü hadiselerle karşılaşan Yusuf, sonunda, içindeki alev topunun patlayıp, kendisiyle birlikte her şeyi ve herkesi yakıp geçiyor. Yusuf’un hayatının iki dönüm noktası okuyoruz. Önce anne ve babasını onlara en ihtiyacağı olduğu dönemde kaybediyor. Sonrasında ise karısını. Yusuf’un kendisini evlatlık alan Kaymakam’ın kızı Muazzez ile olan aşkı ve onun mutluluğunu istemeyen kişiler ile olan mücadelesi okumuyoruz bir nevi izliyoruz (Yazarın betimlemeleri sayesinde  ). Yusufiçindeki bütün yıkıntılara ve bütün kederlere rağmen dik durmaya çalışıyor. Matemini ortaya vurmadan tek başına yüklenecek ve yeni bir hayata doğru yürüyemeye çalışıyor. Çok güzel bir aşk hikayesi olacakken çilelere dönüşmüş bir hikaye okuduğumu düşünüyorum. Yusuf’un fazla umursamaz ve başına buyruk davranması kitabın sonunda açıkça görüyoruz. Tabiki bütün yükü Yusuf’un üzerine atamam. Muazzez' in (Yusuf’un karısı) daha güçlü bir karakter olmasını isterdim, yahut sonunun daha başka olmasını. Sabahattin Ali, dönemin aile yapısını ve toplumsal yapıyı çok net gösteriyor. Devletin asıl sahipleri olan zenginlerin askerle, kaymakamla kirli ilişkileri, halkın nasıl çaresiz bırakıldığını da gözler önüne seriyor bir nevi. Aslında kitap ile ilgili söylemek istediğim çok fazla şey var ne kadar yazsam az kalır ama
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,5bin okunma
Reklam
“Bir müddet sustuk... Kafamın içinde ona söyleyecek uçsuz bucaksız şeyler bulunduğunu hissediyordum, senelerce söylense bitmeyecek şeyler...”
“Çünkü dünya denen gezegen sadece acıların olduğu bir çukurdu.”
"O sevimli küçük yüzüne bir gülümseme yerleştir. Omuzlarını geriye at, başını kaldır ve dünyanın mutsuz olduğunu bilmesine izin verme."
Puan vermedi·192 syf.··
2022 5. kitabı
İdeal Devlet | Farabi Platon ve Aristotales'ten etkilenen düşünür eseri ikisinin görüşlerini İslamla bağdaştırıp oluşturmuş. Kitabın adı her ne kadar Platon'un Devleti gibi bir devlet düzeninden bahsedildiği izlenimi verse de çevirmenin notu hariç büyük bir kısmı Tanrı olgusuna, gezegenlerin sırasına ve oluşumlarına, en son da insana bahşedilmiş ruha ve suretine gelir. Buraya gelene kadar; Okuması ve anlaması kolay "olsa da" tekrarlanan kelimeler daha ne olduğunu anlamadan sizi kitaptan kopartıp "Farabi Tanrı'nın var olduğuna nasıl ikna oldu? Bu konuyu atlayınca bir kopukluk olmuyor mu? Nietzche Tanrı'yı öldürecek kadar ne yaşadı?.." minvalinde, cevabını alamadığınız ve son cümleyi okuduğunuzu fark edene kadar da düşünmeden edemediğiniz bir zincir gibi birbirine bağlı sorular arasında sürüklenirken buluyorsunuz kendinizi. Son cümle hep bitirici olduğu için biz buraya nasıl geldik şokunu hemen atlatıp daldığınız cümleyi bulup insan dalmışken nasıl okuyabiliri aklınıza getirmemeye çalışarak zihninizin derinliklerinde kaybolmuşken sadece okumuş olduğunuz satırları tekrar okuyorsunuz. #alıntı “Mutluluk, insan ruhunun varlık bakımından, güç alacağı bir maddeye ihtiyaç duymadığı bir mükemmellik derecesine ulaşmasıdır.” “Kendisine karşı çıkan herkesi yenmek konusunda en başarılı olan kimse, en mutlu kimsedir.” “Zıtların her birinin tabiatı öyledir ki, içlerinden birinin yokluğu, her yerde diğerinin varlığını gerektirir.” “Protagoras '' İnsan her şeyin ölçüsüdür. '' demişti. Platon ise, bilindiği gibi, '' Hayır, Tanrı her şeyin ölçüsüdür. '' diyerek buna karşı çıkmıştı.”
İdeal DevletFarabi · İş Bankası Kültür Yayınları · 20244,348 okunma
Reklam