"Hiç güleceğim yoktu, çok yaşa sen Sabit" diye bağırdı. " Çok yaşa e mi! Yani şimdi biz bu gâvurların bize dediği gibi Türk müyüz? Yani bu saatten sonra haklı mı çıkacaklar? Türk mü olacağız?" Gülümsedim. Onun kahkahasına ortak olmak içimden gelmiyordu. " Ya başka ne olmak ihtimali vardı ki Habib," dedim.
Oysa şehirler de insanlar gibidir, geçmişlerini unuturlarsa, tarihlerinden koparılırlarsa kişiliklerinden de koparılırlar. Hiç bir özellikleri kalmaz. Birbirine benzeyen, sıradan insanlar gibi olurlar. Oysa İstanbul sıradan bir şehir değil.