Ülkü dergisinde yazdığı yazıda "ümit" kelimesini "umut" diye yazar. Böylece bu kelimeyi Türkçeye kazandırmış olur.
Daha sonra Yılmaz Güney 1970 yılında 'UMUT' adında bir film yapar. Umut artık iyice hafızalara kazınmıştır.
Eller boşta kalıyor, tutunamıyorlar toprağa
Anlatamıyorlar anlatılamayanı.
Anlatmak gerek: düşman sarmış her yanı
Oysa, mesela Selim Işık
Anlatmadan anlaşılmaya âşık.
Felsefeyi seviniz, fakat koparmayınız.
Demekle özetliyor: bu dünyada yalnızız.
Özür dilerim senden bu sütunda açıkça,
Çocukluk günlerine kapılmışım çocukça.
Narkissos'un yakışıklı, yürekler yakan bir delikanlı olduğu, dağ nymphelerinden EKHO'nun ( yankı) da ona tutulduğu belirtilir.
...
Hera'nın geldiğini sezen nymphelerin hepsi kaçıştı; yalnız EKHO kaldı ortada.
Hera, " Zeus'un sevgilisi olsa olsa bu peridir," diye düşündü; sonra dilden dile dolaşan haksızlığını kullanarak onu cezalandırdı. EKHO konuşamayacaktı artık; kendinden önce kim konuştuysa onun son kelimesini tekrarlayacaktı.
...
EKHO'ya gelince... Narkissos kendinden kaçalıberi mağaralara çekilmişti, dağlarda tek başına yaşıyordu. Hâlâ oralardadır. Kim yüksek sesle bir şey söylese, son kelimeyi tekrarlar.