Emre Köse

Emre Köse
16 okur puanı
Haziran 2017 tarihinde katıldı
8/10
·115 syf.··
Beğendi
·
2017 14. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2017 00:00
Shakespeare bu oyununda,Syhlock ve Antonio arasındaki borç ilişkisi ve bu ana olayı çevreleyen yan hikayeler üzerinden adalet sistemi ve kanunları mizahi bir ölçekte yorumluyor.Bunu yaparken de günümüzde hala güncelliğini koruyan anti-semitizme büyük ölçüde değinmekten geri durmuyor. Kitabın kurgusu,olayların akışı bir bakıma Shylock adlı Yahudi karakterin intikam duygusu ve Hristiyanlara karşı olan sürgit öfkesi üzerine konumlanmış durumda.Shylock,yaşadığı toplumda sürekli hor görülen,aşağılanan bir Yahudi tefeci.Yıllar boyunca bastırdığı duyguların tezahürü daha hikayenin başında yapılan bir anlaşmada okura kendini gösteriyor.Shylock,Antonio'ya verdiği parayı zamanında alamazsa,onun bedeninden yarım kilo et keseceğini söylüyor ve senet imzalanıyor. Yazar,Venedik'teki kanunların üstünlüğünden çokca bahsederken,adalet sistemi ve bozuk hiyerarşiden şu şekilde yakınıyor : ''Erdemin damgası olmadan nasıl onurlu olunabilir ? Kimse hak etmediği onuru taşımaya kalkmasın. Ah keşke soyluluk,unvanlar,görevler Yalan dolanla kazanılmasa da, O yüce onur,onu taşıyanın erdemleriyle ortaya çıksa! Kim bilir şimdi başı açık kaç kişi şapka giyerdi o zaman! O zaman emreden kaç kişi emir alırdı acaba?'' Shylock ve Hristiyanlık üzerinden devam edecek olursak,her sayfada öfkesini yüzümüzde hissettiğimiz güçlü ve derin bir karakter ile karşı karşıya kalıyoruz.Söylemleri kimi zaman kırıcı ve sert olsa da genellikle kara mizah çerçevesinden çıkmıyor.Özellikle kızı Jessica ile Lancelot'un diyaloğu,Shakespeare'in bu kitaptaki din eleştirilerine en iyi örneklerden biridir. ''Zaten önce de yeterli Hristiyan vardı,hatta şurada birlikte ve birbirimizden kopuk her birimiz bu kadar yaşamaya çabalarken.Böyle önüne geleni Hristiyan yapmaya kalkarsa domuz fiyatlarını gör sen.Herkes domuz yemeğe
Edebiyat
Venedik TaciriWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202214,7bin okunma
Reklam
Puan vermedi·484 syf.··
2017 12. kitabı
Gogol aslında Ölü Canlar'ı takiben iki kitap daha yazmak ve bir üçleme oluşturmak niyetindeydi.Fakat ikinci kitabı yazarken sürekli tıkanmalar yaşadı,kendini toparlayamadı ve roman yarıda kaldı.Zaten oldukça dindar bir insan olan Nikolay Vasilyeviç,bu başarısızlığını Tanrı'nın çalışmasını onaylamaması şeklinde yorumladı. Ardından yakın dostu Peder Maytev Konstantinovsky'e danıştı.Matyev de eserlerinin yeterince iyi olmadığını,onları derhal yok etmesi gerektiğini söyleyince,Gogol yazacağı kitaplarla alakalı tüm notları,eskizleri ve halihazırda yazıyor olduğu ikinci kitabı şöminesinde yaktı.Palto,Bir Deli'nin Hatıra Defteri,Taras Bulba gibi 19.yy Rus Gerçekçi Edebiyatı'nın temellerini oluşturan eserleri doğurmuş eller,geleceğe miras kalacak birçok kitabı da öldürmüş oldu.İşin en garip yanı ise,Gogol eserlerini yaktıktan tam 10 gün sonra hayata gözlerini yumdu. ''Ölüm olmasaydı,hayat bütün güzelliğini kaybederdi.''
Edebiyat
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2017 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2017 00:00
Coelho'nun Simyacı adlı romanındaki Santiago karakteri kişisel menkıbesinin peşinden giderken,Buck adlı köpeğinde aynı şekilde varoluşunun ilkelliğine doğru sürüklendiğini görüyoruz.Mecburi olarak bir parçası olduğu serüven boyunca,Buck'ın içgüdüsel değişimleri ile karşı karşıya kalıyoruz ve aslında kitabın başından beri bir imge olarak ortaya koyulan ''vahşet'',Buck'ın atalarından ona miras kalan ilkel ve vahşi yaşamdan başka bir şey değil. ''İşte o aynı kendinden geçme hali,sürünün başında,ayışığının altında,kaslarını sonuna kadar zorlayarak,önünde hızla kaçan canlı yiyeceği kadim kurt çığlıkları içinde kovalayan Buck'ı da etkisine aldı.Benliğinin derinliklerinin sesi,benliğinin kendinden de derin olan ve zamanın dölyatağına kadar giden parçasının sesiydi;haykırdığı.Onu etkisi altına alan şey, içinde sonuna kadar yükselen hayattı,varoluşun o büyük dalgasıydı.'' Buck'ın hikayedeki son sahibi Thornton ile olan ilişkisi de üzerinde durulması gereken noktalardan.Çünkü karşılaştıkları ve beraber yaşamaya başladıkları dönem,vahşetin Buck'ı daha çok çağırdığı ve içine çektiği zamanlara denk düşüyor.Savaşmanın,bir canlıyı öldürmenin ve genel olarak zaferin tadını en çok aldığı günlerde,sahibine olan sadakat ve sevgisi Buck'ı diğer köpeklerden hemen ayırıyor. ''Spitz için hiç umut kalmamıştı.Buck amansızdı.Merhamet,daha nazik iklimlere has bir şeydi.'' İçindeki merhameti ve evcilliği tamamen kaybeden Buck,Thornton'a olan güçlü duygusal bağı yüzünden aslında hep bir ikilemde kalıyor.Doğa onu çağırırken Buck,çadırın içinde uyuyan sahibinin nefes alışlarını dinliyor.Bir kere çekip gitmeye çalıştıysa da,insana duyduğu şefkat onu geri çeviriyor.Bir köpeğin içinde bulunduğu bu ikircimli durumu London oldukça başarılı bir şekilde anlatıyor.Yani bir yandan vahşet çağırıyor,bir
Edebiyat
Vahşetin ÇağrısıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202443,1bin okunma
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2017 10. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2017 00:00
Tolstoy Kafkas Tutsağı'nda,ölümü artık hayatın yeksenak bir parçası kabul eden askerlerin psikolojisini anlatıyor.Yaşamları yıllar boyu ordugahlarda geçen bu askerlerin,içlerinde bastırdıkları ''rütbe,şöhret ve madalya'' arzusunun bir tezahürü olarak savaşa ve öldürmeye odaklanmaları,fakat bunu yaparken alelade bir iş yapıyormuş gibi görünmeleri,bu yeksenaklığın en basit göstergesidir. ''Neden Rusya'ya dönmüyorsun öyleyse?'' ''Neden mi? diye sorumu yineledi.''Ah!Ne zamandır düşündüğüm bir konudur bu.Buraya gelirken tasarladığım gibi,boynuma Anna ve Vladimir nişanı asmadan ve binbaşı olmadan dönemem Rusya'ya.'' Anlatıcı ile Bolhov arasında geçen bu kısa diyalogta da özellikle belirtildiği gibi,rütbe ve madalya asker motivasyonu için oldukça önem arz etmektedir ki Aziz Anna ve Vladimir nişanları,19.yy Rusya'sındaki askeri ve diplomasi hayatının en değerli objelerindendir.Nişanlar,dönemin ünlü Rus yazar ve şairleri tarafından sürekli metinlere konu olmuştur.Anton Çehov'un ''Boynundaki Anna Nişanı'' adlı öyküsünde karşımıza çıkar mesela.''Şimdi üç Anna'nız var demek ki:biri yakanızda,öteki ikisi boynunuzda.'' Özellikle yakasındaki Anna'dan bahsetmesinin nedeni,yalnızca birinci derece Anna nişanlarının yakadaki iliğe takılmasındandır. Tolstoy aynı zamanda asker ruhunda ve aklında açılan derin yaralara da göz atıyor bu kitabında.''Söylentilere inanıp buraya gelmekle kendilerinden kurtulacağımı sandığım bütün her şey,buraya benimle birlikte geldi.Aradaki tek fark,daha önce bunlar bir merdivendeydiler,şimdiyse ufacık,pis,her basamağında milyonlarca küçük kaygı,iğrençlik,aşağılanma bulduğum bir merdivenler.'' İnsan nereye giderse gitsin,acılarını ve hatıralarını yanında götürür.Değişen sadece mekanlardır.Yazar herkesin bildiği ama kimsenin konuşmadığı konulara ışık
Kafkas TutsağıLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,675 okunma
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2017 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2017 00:00
''Bütün hayatının,gördüğü öğrenimlerin bir tek amacı vardı:Evrenin konuştuğu biricik gerçek dili bulmak.Başlangıçta Esperanto dilini öğrenmiş....'' Coelho'nun Esperanto diline değinmesi kitabın genel konusu ve Santiago'nun varoluşsal amacı açısından oldukça önemlidir.Hikaye boyunca Evren'in bir dili olduğundan ve aslında her insanın,doğayı biraz olsun gözlemlerse,bu dili öğrenebileceğinden bahsedilir.Esperanto dili ise,1887 yılında Leh bir göz doktoru olan Zamenhof tarafından geliştirilmiş bir yapay dildir.Bu dilin asıl amacı,dünya üzerindeki farklı milletleri anlaşabilecekleri bir çatı altında toplamak ve böylece iletişimi kolaylaştırmaktır.Esperanto kelimesinin kökü ise Fransızca ''Esperer''(Umut etmek) kelimesinden gelir.Hikaye boyunca Santiago da kendi hazinesine,varoluş menkıbesine,yüreğindeki umudu ve sabrı yitirmeden ilerlemiştir.
Edebiyat
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,5bin okunma