Tolstoy Kafkas Tutsağı'nda,ölümü artık hayatın yeksenak bir parçası kabul eden askerlerin psikolojisini anlatıyor.Yaşamları yıllar boyu ordugahlarda geçen bu askerlerin,içlerinde bastırdıkları ''rütbe,şöhret ve madalya'' arzusunun bir tezahürü olarak savaşa ve öldürmeye odaklanmaları,fakat bunu yaparken alelade bir iş yapıyormuş gibi görünmeleri,bu yeksenaklığın en basit göstergesidir.
''Neden Rusya'ya dönmüyorsun öyleyse?''
''Neden mi? diye sorumu yineledi.''Ah!Ne zamandır düşündüğüm bir konudur bu.Buraya gelirken tasarladığım gibi,boynuma Anna ve Vladimir nişanı asmadan ve binbaşı olmadan dönemem Rusya'ya.''
Anlatıcı ile Bolhov arasında geçen bu kısa diyalogta da özellikle belirtildiği gibi,rütbe ve madalya asker motivasyonu için oldukça önem arz etmektedir ki Aziz Anna ve Vladimir nişanları,19.yy Rusya'sındaki askeri ve diplomasi hayatının en değerli objelerindendir.Nişanlar,dönemin ünlü Rus yazar ve şairleri tarafından sürekli metinlere konu olmuştur.Anton Çehov'un ''Boynundaki Anna Nişanı'' adlı öyküsünde karşımıza çıkar mesela.''Şimdi üç Anna'nız var demek ki:biri yakanızda,öteki ikisi boynunuzda.'' Özellikle yakasındaki Anna'dan bahsetmesinin nedeni,yalnızca birinci derece Anna nişanlarının yakadaki iliğe takılmasındandır.
Tolstoy aynı zamanda asker ruhunda ve aklında açılan derin yaralara da göz atıyor bu kitabında.''Söylentilere inanıp buraya gelmekle kendilerinden kurtulacağımı sandığım bütün her şey,buraya benimle birlikte geldi.Aradaki tek fark,daha önce bunlar bir merdivendeydiler,şimdiyse ufacık,pis,her basamağında milyonlarca küçük kaygı,iğrençlik,aşağılanma bulduğum bir merdivenler.'' İnsan nereye giderse gitsin,acılarını ve hatıralarını yanında götürür.Değişen sadece mekanlardır.Yazar herkesin bildiği ama kimsenin konuşmadığı konulara ışık