Akşam erken iner mahpushaneye
Ejderha olsan kar etmez
Ne kavgada ustalığın
Ne de çatal yürek civan oluşun
Kar etmez, inceden içine dolan
Alıp götüren hasrete
Akşam erken iner mahpushaneye
İner, yedi kol demiri
Yedi kapıya
Birden, ağlamaklı olur bahçe
Karşıda, duvar dibinde
Üç dal gece sefası
Üç kök hercai menekşe
Aynı korkunç sevdadadır
Gökte bulut, dalda kaysı
Başlar koymağa hapislik
Karanlık can sıkıntısı
"Kürdün Gelini"ni söyler maltada biri
Bense volta'dayım ranza dibinde
Ve hep olmayacak şeyler kurarım
Gülünç, acemi, çocuksu
Vurulsam kaybolsam derim
Çırılçıplak, bir kavgada
Erkekçe olsun isterim
Dostluk da, düşmanlık da
Hiçbiri olmaz halbuki
Geçer süngüler namluya
''Ne anlamı var ki? Ne yapacağım? Uyanınca ne olacak yani? Uyandım, kalktım, çıktım sokağa. Acımasız insanlar, korkunç kötü bir sürü pislik insanların arasında dolaş dur.. Gün batsın, gün doğsun, hep aynı..''
(Leyla ile Mecnun)
Biz kırıldık daha da kırılırız
Ama katil de bilmiyor öldürdüğünü
Hırsız da bilmiyor çaldığını
Biz yeni bir hayatın acemileriyiz
Bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor
Şiirimiz, aşkımız yeniden,
Son kötü günleri yaşıyoruz belki
İlk güzel günleri de yaşarız belki
Kavuşmak özgürlükse özgürdük ikimiz de
Elleri çığlık çığlık yanyana iki dünya
İkimiz iki dağdan iki hırçın su gibi akıp gelmiştik
Buluşmuştuk bir kavşakta
Unutmuştuk ayrılığı, yok saymıştık özlemeyi
Şarkımıza dalmıştık
Mutluluk mavi çocuk, oynardı bahçemizde
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde
O yuvasız çalıkuşu
Bense kafeste kanarya
O dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran dizelere