Zaten, bir felakete sükun ve itidalle tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunç ve çok daha ezicidir.
Vakıa bu sefer de muhteşem bir tabiatın arasından geçmiştik; fakat ona, birinci sefer de olduğu gibi, her şeyini yeni ve harikulade bulan bir ruhla değil sihrini bir yığın ıstırap tecrübesinin soldurduğu bir gözle bakıyordum.
Maria Puderle tanismadan evvelki bos, gayesiz, maksatsız günler, eskisinden çok daha ıstırap verici bir halde, yeniden baslamistı. Arada bir fark vardı Hayatin bundan ibaret oldugunu zannettiren bilgisizligimin yerini simdi, dunyada baska türlü de yasanabilecegini bir kere ögrenmis olmanin azabi tutuyordu. Etrafimin artik hiç farkinda degildim. Hiçbir seyden zevk almama imkân olmadigini hissediyordum.