Melike M. Selçuk

Nitekim emperyalizmin filozofu Hegel,
Nitekim emperyalizmin filozofu Hegel, bir milletin geçmişte ne kadar var olacağına şimdide gücü elinde bulunduran milletlerin karar vereceğini; hatta bugün güçlü olmayanların, bırakın gelecekte, geçmişte de bulunma haklarının olmadığını söylüyordu.
Sayfa 7 - Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu
Hegel bizzat böyle bir imada bulunmamıştır.„Tarihte ancak Devlet olarak örgütlenmiş halklar yer alır.“ diye bir sözü vardır ama bu konuda da haklı değil mi sizce de?
Devlet, örgütlenmiş halk olarak tanımlanır. Güç konusunda ör. Mısır'ı ele geçiren tüm devletler güçlü olmuştur. Keza iskender, mısıra hakim olduktan sonra pers imp. ele geçirmiş, Jul sezar- pompey (pompey roma ordusunu yanına almış)ile imparatorluk mücadelesinde mısır'ı kurtardıktan(sezar) sonra roma imp. olmuştur, memlükler moğolları yenilgiye uğratmış, Yavuz Mısır'ı kazanınca Osmanlı dev. zirveye çıkmış, Napolyon Mısır'ı ele geçirdikten sonra yerine Kavala paşa atanmış, osmanlıya savaş açarak osmanlı devletini denize düşen yılana sarılır misali ruslara teslim etmiş, Fatihlerin, Yavuzların olduğu devlet valisine söz geçiremeyecek kadar aciz durama düşmüş. Yukarıda ki söz ne kadar hegel'i temsil eder bilmiyorum ama güç her şeyi sıfırlayabilir.
1 yanıtı göster
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
"jeder mensch ist ein abgrund.."
Aber sie sind unterschiede Abgründe:)
“Başka bir dünya vardır diye mi iyi ve erdemli olmalıyız?”
Immanuel Kant
Immanuel Kant
İnsan
başka bir dünya için erdemli olma fikrinin altında bencillik yatar. cennete girmek veya yaratanın sevgi-rızasını kazanmak niyetiyle iyilik yapmak beni erdemli yapmaz, ekstra çaba sarf edecek kadar bencil yapar.
Karşılıksız erdem var mıdır ? Ayn Rand „bencilliğin erdemi“ derken haklı mı?
Felsefe-Bilim tarihi, büyük bir göl olarak düşünülmeli; Hegelci anlamda bir yerden bir yere akan bir nehir yok; daha çok, bu büyük gölde, ortak kültür havzaları söz konusudur; ve gölün bir kısmında yoğunlaşma olurken diğer kısımlarında seyrelme vuku bulur; ancak bu yoğunlaşma ve seyrelme, tarihî süreç içinde yer değiştirir. ...
Sayfa 18·Kitabı okudu
Felsefe
Hocam her zaman biri seyrekken diğeri de yoğun olmak zorunda mı kalmistir sizce bazen her ikisinin de seyrek olup(inanç bağnazlığının üst seviyelerde yaşandığı dönemler misal) ve yine her ikisinin de yoğunlaştığı dönemler de ( inancın sorgulanması bilinci gelişirken) olmuş mudur?..
Önceki 1 yanıtı göster
Muhammet İkbâl
Muhammet İkbâl
hmm yani diyorsunuz ki ikisi de birbirini gerektirir ama desteklemez, olasılığın ne sıfır değerinde ne de 1 değerinde olurlar. O zaman sizce de şu dönem için konuşacak olursak düşünme ve sorgulama yetimiz ciddi tehdit altında değil mi
1 yanıtı göster
Isimler ile isimlendirilenler kuramı, her insan için ayrılan belirli bir iman biçimine de işaret eder. Mümin, ancak ikrar ettiği iman biçiminin ufkuna sahip olabilir.
Sayfa 362·Kitabı okudu
1000Kitap
Platinos‘ un „her milletin Tanrısı kendisine benzer” sözünü anımsattı ,ancak ikrar ettiğimiz iman biçiminin ufkuna sahip olma kısmı
Önceki 1 yanıtı göster
Aynı olayın örgüsünün karakterleri arasında değişen bir başrol gibi aslında aradaki fark, teşekkürler detaylı bilgi için de:)
1 yanıtı göster