Halil

Halil
'Psikoloji Bölümü Öğrencisi 'INFJ, 5w4, sp/sx
Sistemlerini beğenmediğimi söylediğim kişiler bana ve şahsıma yönelik nefretlerini açıkça beyan ettiklerinde şaşırıyor muyum? Etrafa baktığımda her yanda ihtilaf, çekişme, öfke, iftira ve karalama seziyorum. Daha derinlemesine bakınca kuşku ve cehaletten başka bir şey bulamıyorum. Bütün dünya bana karşı çıkmak ve benimle ters düşmek için birlik olmuş: Gerçi, diğerlerinin onayıyla desteklenmediği zaman tüm düşüncelerimin çözüldüğünü ve döküldüğünü hissetmem, bu benim zayıflığım. Attığım her adımı çekinerek atıyorum ve her yeni düşünme faaliyetimde, akıl yürütmemde bir hata ve anlamsızlık olabilir diye ödüm kopuyor. -David Hume
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
''-dır'' ima etmez; /-malı
Sırası gelmişken söyleyelim, Hume bilim ve etiği boşa çıkartır, geçmiş deneyimlerden hiçbirinin gelecekle ilgili bilgi sağlayamayacağını öne sürer, tıpkı olgusal bir kanıtın etik bir meseleyi belirleyemeyeceği gibi. Zarif bir şekilde belirttiği gibi, " -dır", hiçbir zaman "olmalıdır"ı ima etmez.
David Hume, hayattaki amacı ve ihtirasları hakkında takdir edilesi derecede samimidir. Bunlar da sadece iki şeyden meydana gelir : Yazınsal itibar ve tatminkar bir gelir. Belki de bu yüzden David Hume'a dair tarihi kayıtlar büyük bir felsefi açıklamayı değil, daha ziyade ilk kitabının satışlarına dair pratik bir gözlem içeriyor. "Hiçbir yazınsal girişim" diyor Hume, "benim İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme'm kadar talihsiz olmamıştır. Bağnazlar arasında homurtuları tahrik ettirecek kadar bile fark yaratamadan, baskıdan ölü doğdu."
Günümüzde filozoflar Locke'un kölelerle ilgili görüşü hakkında pek de konuşmuyorlar. Ama bu tutum, kölelik meselesinin onun felsefesiyle ilgisiz olduğu anlamına gelmiyor; çünkü Locke'un felsefesinde "medeni" toplumun anahtarı mülkiyet, mülkiyetin anahtarıysa iş gücüdür. Gerçekten de onun için ahlak mülkiyet kurumuyla başlar, kölelik oldukça özel ama önemli bir husustur. İkinci İnceleme 'de şöyle diyor Locke; "başlangıçta yeryüzü ve onun üzerindeki tüm aşağı yaratıklar" tek önemli istisna dışında herkesin ortak malıydı. Her birey sadece tek bir şeye sahipti; bizzat kendi varlığına. "Doğa durumu"nda hiç kimsenin kendinden başka hiçbir şey üzerinde hakkı yoktur. Ekliyor; Locke: "Bireylere özgürlük veren sadece bu mülkiyettir:' Ama Locke özgür olabilmenin yeni koşulunu, bu hayati koşulu ekler; kişinin kendi iradesine uymadaki özgürlüğü artık "kişinin akla; kendi kendini yönetmesini sağlayacak yasayı vaz edebilmesini mümkün kılan akla sahip olmasında temellenir."
Ayrıntılara ve maliyete yönelik bürokratik ilgi ve zalimlik bakımından köle ticaretiyle kıyaslanacak tek şey Nazilerin 1930 ve 1940'larda, Yahudileri ve diğer "aşağı ırklar"ı toplama kamplarına sürgün etmeleridir.