Burası, ruhsal yaşamın en karanlık ve girilemez alanıdır ve bence bu alana dokunmaktan kaçınamıyorsak ona ilişkin en gevşek varsayım en iyisi olacaktır.
Bu arada bir haz ilkesi varsayımıyla belli ve tarihsel açıdan yerleşik bir felsefi sisteme ne denli yaklaşmış ya da katılmış olduğumuz bizi hiç ilgilendirmemektedir. Biz böyle spekülatif varsayımlara, alanımızdaki gündelik gözlemlerimizin gerçeklerini tanımlamaya ve anlatmaya çalışırken ulaşıyoruz.
Homo sapiens(insan), arkaik homo sapiens adı verilen başka bir insansı türden gelir. Burada ayrıntısına giremeyeceğimiz birçok arkeolojik bulgu ve beyinlerinin kafataslarında bıraktığı izlerden arkaik homo sapienslerinde el işareti ve bedensel jestlere daha çok yer veren, muhtemelen kelime haznesi ağırlıklı olarak emir kipi fiillere dayanan, isimlere daha az oranda yer veren bir dille anlaştığını biliyoruz. Yani ilk insan vahşi doğanın bağrına düşüp de kültürü kurmamıştır; insan kültürün içine doğmuştur.Kültür insanın doğal yaşam tarzıdır; doğal ortamıdır.
Bir yandan doğal olanın giderek daha çok tarihsel olana benzemeye başladığı diğer yandan kültürel olanın da evrenselleşemeye başladığı günümüzde doğa-kültür karşıtlığı tezi geçerliliğini yitirirken Oidipus kompleksinin evrenselliği tezi konusunda ne söylenebilir?
Oidipus kompleksinin antropolojik önemi nedir? Oidipus tarih ve kültürler içinde çeşitli biçimler ve görünümler alabilen derin bir evrensel yapı olarak mı düşünülmelidir?
Bu soruya evet yanıtını vermek gerektiği kanısındayım.