Halil

Halil
'Psikoloji Bölümü Öğrencisi 'INFJ, 5w4, sp/sx
Öteki Bacak
Bu güzelim havayı içe içe çanaklar gibi şişmiş burun deliklerimle, geleceksiz, anısız, öylesine oturuyorum burada, ey en sevgili dostlar, ve palmiyeyi seyrediyorum, onun, bir dansöz gibi, eğilip bükülmelerini, kalça kıvırmalarını -kişi kendi de oynamaya başlıyor, çok seyredince! çok uzun, tehlikelice uzun bir süre hep, hep, tek bir bacağının üstünde? -sanki unutmuş gibi geliyor bana öteki bacağı? Bakındım, bakındım boşuna- bulamadım o kayıp ikiz mücevheri -yani öteki bacağı- aziz, nezi yırtmaçlı, kıpır kıpır kıpırtılı etekliğinin kutsal yakınlığında. Evet, güzel dostlarım, inanır mısınız bana: kaybetmiş bacağını! Yitip gitmiş, sonsuza dek yitik, öteki bacakcık! Ah, yazık o sevgili öteki bacağa! Nerelerde- geziniyor acaba, terk edilmişlikle hüzünlü, o yalnız bacak? Belki de korku içinde
Reklam
S f e n k l e ş m i ş i m, bir söze bir sürü duygu tıkarak: (tanrı bağışlasın bu dil günahımı!) -Oturuyorum burada, en temiz havayı koklaya koklaya, cennet-havası gerçekten, ışıklı hafif bir hava, altın bezeli, böylesi temiz hava ancak aydan düşmüş olabilir- rastlantının sonucu mu acaba yoksa burnu büyüklük yüzünden mi? eski ozanların anlattıkları gibi. Ama ben Kuşkulu'nun kuşkuları var bu konuda, Avrupa'dan geldim işte, daha kuşkucudur o. Bütün geçkin ev kadıncıklarından daha kuşkucudur o. Tanrı ıslah eylesin! Amin!
Çöl büyür: vay haline içinde çöl saklayanın...
Bilim ve Korku
Korku- insanın ilk ve temel duygusudur; korkuyla açıklanır her türlü ilk günah ve ilk erdem. Korkudan doğdu benim erdemim de, bilim deniyor ona. Yabanıl hayvanlardan duyulan korku- en uzun zamandır insanın içinde beslenen korkudur bu ve insanın için sakladığı ve korktuğu hayvanlar da dahildir buna: 'içindeki hayvan' der Zerdüşt buna. Böyle uzun, eski bir korku sonunda inceldi, ruhanileşti ve tinselleşti- bugün bana öyle geliyor ki, b i l i m diyorlar adına" Böyle söyledi tini vicdanlı; ama o sırada mağarasına dönen ve son konuşmayı duyup, neden söz edildiğini tahmin eden Zerdüşt, vicdanlıya bir avuç dolusu gül attı ve onun ''hakikat''lerine güldü. ''Ne?'' diye bağırdı, ''Neydi biraz önce duyduklarım? Sahiden, bana öyle geliyor ki, ya sen delisin ya ben; ve senin 'hakikat'ini hiç vakit geçirmeden ters yüz edeceğim. Çünkü k o r k u- bizim istisnamızdır. Oysa cesaret ve serüven ve bilinmeyenden, denenmemişten hoşlanmak- bana öyle geliyor ki c e s a r e t insanın tüm ön tarihidir. İnsan en yabanıl, en cesur hayvanların tüm erdemlerini kıskanmış ve onlardan çalmıştır; ancak böyle olabilmiştir- insan. Bu cesaret, sonunda incelmiş, ruhanileşmiş, tinselleşmiş, kartal kanatlı cesaret, bu yılan akıllı cesaret- bana öyle geliyor ki günümüze bunun adı-" "Z e r d ü ş t!" diye bağırdılar, orada oturanların hepsi bir ağızdan ve üstüne bir kahkaha kopardılar...
Gülenlerin Tacı
Bu gülenlerin tacını, bu gül çelengi tacı: ben taktım bu tacı kendime, ben kutsadım kahkahamı. Başka birini bulamadım bugün bunu yapacak kadar güçlü olan. Dansçı Zerdüşt, hafif Zerdüşt, kanatlarıyla işaret veren, uçuşa hazır, tüm kuşlara işaret veren, hazır ve amade, mutlu bir tez canlı: Kehanette bulunan Zerdüşt, kehaneti gülen Zerdüşt, sabırsız biri değil, dediğim dedik biri değil, sıçrayışları ve kaçamakları seven biri; ben taktım bu tacı kendime! ... Ey daha yüce insanlar, en kötü yanınız bu sizin: hiçbiriniz gerektiği gibi dans etmesini öğrenmediniz- kendinizi aşarak dans etmesini! Ne önemi var ki, başarısızlık olmanızın! Daha ne çok şey mümkün! Kendinizi aşarak gülmesini ö ğ r e n i n en azından! Kaldırın yüreklerinizi, en iyi dansçılar, yükseğe, daha yükseğe! Ve güzel gülmeyi de unutmayın! Bu gülenlerin tacını, bu gül çelengi tacı: size atıyorum, kardeşlerim bu tacı! Gülmeyi kutsadım ben; siz daha yüce insanlar, ö ğ r e n i n- gülmeyi!
Reklam