Türü ne kadar yüceyse, o kadar ender başarılır bir şey.
Siz, buradaki yüce insanlar, hepiniz- başarısızlık değil misiniz?
Cesaretiniz kırılmasın, ne önemi var ki bunun? Daha ne çok şey mümkün!
Kendinize gülmeyi öğrenin, gerektiği gibi gülmeyi.
Başarısızlık ve yarım başarı olmanızda şaşılacak ne var ki, ey siz yarısı kırıklar!
İçinizde sizi sıkıştıran ve iten, insanlığın g e l e c e ğ i değil midir?
İnsanlığın en uzağı, en derini, yıldızlar kadar yüksekliği, olağanüstü kudreti: tüm bunlar sizin çanağınızda birlikte köpürmüyorlar mı?
Kimi çanağın çatlamasında şaşılacak ne var ki? Kendinize gülmeyi öğrenin, gerektiği gibi gülmeyi! Siz daha yüce insanlar, ah daha ne çok şey mümkün!
Ve sahiden, ne kadar çok şey başarıldı şimdiden! Ne kadar zengindir bu yeryüzü küçük iyi mükemmel şeylerden yana, iyi başarılmış şeylerden yana.
Küçük mükemmel şeyler yerleştirin etrafınıza, siz daha yüce insanlar! Onların altın olgunluğu şifadır yüreğe.
Mükemmel olan umut etmeyi öğretir.