Halil

Halil
'Psikoloji Bölümü Öğrencisi 'INFJ, 5w4, sp/sx
Bütün yaşamını sırf istemediği bir ödül uğruna yaşamış olmanın nasıl bir şey olduğunu ona nasıl kabul ettirebilirdi. Hayır, bunu kendine saklamalıydı. Bu, gençlere anlatılabilecek şeylerden değildi.
Reklam
Modernlerin özgünlük iddiası
Öte yandan "modern" ile "antik" felsefe arasındaki farklardan biri, eski filozofların kendi kaynaklarını ve etkilerini kabullenmek istemelerine karşın, sonraki filozofların özgünlük iddiasında, üzerlerinde acımasızca baskı yapan bu iddiada bulunma ihtiyacı hissetmeleridir.
Batı Disiplini- Doğu Disiplini
Eğer kestirmeden uykuya dalmayı öğrenirseniz siz de bir bilge olabilirsiniz. Eğer yapamazsanız, bunun düşündüğünüzden daha zor olduğunu göreceksiniz. Bu, disiplin ister! Fakat Batı değil, Doğu tarzı bir disiplin. Doğu disiplini kestirmeden uykuya dalmanızı sağlar; Batı disiplini ise tersini yaptırır. Doğu disiplini uykulu olduğunuzda uyumanız için ''kendinize izin vermenizi''; Batı disiplini ise uykunuz olsun olmasın uyumak için kendinizi ''zorlamanızı'' öğretir. Eğer ben Laotse olsaydım, Taocu felsefenin özü olduğunu düşündüğüm şu sözü de eklerdim Bilge uyuması gerektiği için veya uyumak istediği için uyumaz Sadece uykulu olduğu için uyur
TAO SESSİZ
Hristiyan, ateisti Tanrı'nın varlığına, ateist de Hristiyan'ı Tanrı inancının gerçek sosyal gelişmeye büyük zarar veren çocukça ve ilkel bir batıl inanç olduğuna ne uğruna olursa olsun ikna etmek zorundadır. Bu yüzden de birbirleriyle savaşıyor, delicesine uğraşıyor, birbirlerine fırtınalar estiriyorlar. Bu esnada Taocu bilge, bir dere kenarında, belki elinde bir şiir kitabı, belki de bir şarap kadehi ve boyama takımlarıyla Tao'nun var olup olmadığına dair kaygılardan uzak, memnuniyetle oturuyor. Tao'yu doğrulamak gibi bir ihtiyacı yok; onun tadına varmakla fazlasıyla meşgul!
Ben başka filozoflar için yazmıyorum. Geleceği temsil edecek sayılı birkaç insan için yazıyorum. Ben topluma karışıp onların arasında sürülecek bir yaşama uygun değilim. Toplumsal ilişki kurma yeteneğim, başkalarına duyduğum güven ve ilgi; bunlar çoktan köreldi. Tabii, bunların bir zamanlar var olduğunu varsayarsak. Ben hep yalnız bir insan oldum. Her zaman da yalnız olacağım. Bu yazgıyı kabul ediyorum.'' Ama Profesör Nietzsche, siz aslında daha fazlasını istiyorsunuz. Belki de iki bin yılına kadar kimsenin kitaplarınızı okuyamayacağını söylediğiniz zaman duyduğunuz hüznü gözlerinizden okudum. Siz, okunmak istiyorsunuz. Sizin içinizde bir parçanın hâlâ başkalarıyla brilikte olmak için çırpındığına inanıyorum.''
Reklam