Halil

Halil
'Psikoloji Bölümü Öğrencisi 'INFJ, 5w4, sp/sx
Sartre Hümanizmi
Sartre'ın anlattığı 20. yüzyılın kentli insanlarıdır. Hatırlarsan, Rönesans Hümanistleri insanın özgürlük ve bağımsızlığına işaret ederken, bunu neredeyse bir zafer saymışlardı. Oysa Sartre insan özgürlüğünü bir lanet gibi görüyor ve bizzat böyle yaşıyordu. İnsan özgürlüğe mahkûmdur diye yazmıştı. Mahkûmdur, çünkü kendi kendini yaratmış değildir ama yine de özgürdür. Çünkü bir kez dünyaya atıldıktan sonra, yaptığı her şeyden sorumludur.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kompozisyon
Belki yeni bir şeyi yaratan düş gücü, ama seçme işini yapan o değil. Kompozisyon, yani ''Birleştirme'' düş gücünün asıl işi değildir. Bir kompozisyon -ki her sanat eseri bir kompozisyondur- düş gücü ile aklın ya da duygu ile düşüncenin hayret verici bir işbirliği yapmasıyla gerçekleşir. Yaratma süreci daima rastlantısal bir öğe barındırır. Belli bir aşamada bu tür rastlantısal buluşları dışlamamak çok önemli olabilir. Koyunların otlamasını istiyorsan, önce çayıra salacaksın.
Yaratıcılık
Akılla düş gücünün incelmiş bir işbirliği sayesinde gerçekleşiyor bu. Çoğu zaman akıl düş gücünü boğar. Ve bu da kötü bir şeydir, çünkü düş gücü olmadan gerçekten yeni bir şey çıkmaz ortaya.
Bir zamanlar bir kırkayak yaşarmış. Kırk bacağıyla çok güzel dans ediyormuş bu kırkayak. Ne zaman dans etse ormanın bütün hayvanları toplanır seyre dalarmış. Hepsi de hayranmış kırkayağın sanatına. Sadece karakurbağa çekemiyormuş kırkayağın dansını... Ne yapsam da kırkayağın dans etmesini önlesem, diye düşünmüş. Açıkça danstan hoşlanmadığını söylese olmaz. Kendisinin daha iyi dans ettiğini söylese o da olmaz, çünkü kimse buna inanmaz. Sonunda şeytanca bir plân gelmiş aklına. Oturmuş bir mektup yazmış kırkayağa, ''Ey eşi benzeri olmayan kırkayak'' demiş. ''Senin o yüce dans sanatının zavallı bir hayranıyım. Nasıl dans ettiğini öylesine bilmek istiyorum ki! İlk önce sol taraftaki 28. bacağını mı kaldırıyorsun, sağ taraftaki 9.bacağını mı? Yoksa sağdaki 16. bacakla mı başlıyorsun dansa, soldaki 37. bacağınla mı? Heyecan içinde cevabını bekliyorum. Sevgiler, karakurbağa.'' Kırkayak bu mektubu alınca, ömründe ilk defa dans ederken aslında ne yaptığını düşünmeye başlamış. İlk hangi bacağını kaldırıyor? Sonra hangisini? Sonra ne olmuş dersin Sofie? ''Herhalde bir daha dans etmemiş kırkayak.'' Evet, öyle olmuş. Düşünce düşgücünü sıkıştırıp boğarsa, olacağı budur işte.
Yaşayan bir gezegeniz biz Sofie! Evrende yanan bir güneşin etrafında dönen büyük bir yelkenliyiz. Ama her birimiz de yaşam denizinde yelken açmış, genlerle yüklü bir gemi. Eğer bu yükü bir sonraki limana ulaştırabildiysek, boşuna yaşamadık demektir.