Niels Bohr da diyalektik bir dünya görüşüne sahip olarak tanınıyordu. İki tür doğru olduğunu söylemişti Bohr; karşıtları kesinlikle yanlış olan yüzeysel doğrular ve karşıtları da kendileri kadar doğru olan derin doğrular.
Diyebiliriz ki bir fikrin başına gelebilecek en iyi şey, enerjik muhalefettir. Bu muhalefet ne kadar güçlü olursa karşılaştığı tepki de o kadar güçlü olacaktır. 'Düşmanın değirmenine su taşımak' lafı boşuna çıkmamış.
...Böyle bir tartışmanın ortasında neyin daha ussal olduğunu belirlememiz pek kolay olmuyor ne yazık ki. Bu yüzden de neyin doğru, neyin yanlış olduğunu aslında tarih gösterir. Hegel'e göre ussal olan ayakta kalabilendir.
Hegel'e göre akıl da dinamik bir şey, bir süreçtir. 'Doğru' da bu süreçten başka bir şey değildir. Tarihsel süreç dışında neyin doğru ya da en ussal olduğunu belirleyecek ölçütler yoktur.
Antik Çağ'dan, Ortaçağ'dan, Rönesans'tan ya da Aydınlanma Çağı'ndan birtakım düşünceleri alıp bu doğruydu, şu yanlıştı diyemezsin. Dolayısıyla Platon'un yanıldığını, Aristoteles'in haklı olduğunu da söyleyemezsin. Ya da Hume'un yanılıp Kant veya Schelling'in haklı olduğunu. Tarihsel olmayan bir düşünüş tarzı olurdu bu.
...
Yani Hegel diyor ki, bir felsefeyi ya da düşünceyi tarihsel bağlamdan koparamayız.