Kubowski

Münacaat
Kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde İsmet Özelİsmet Özel
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Selam Oza
, evde, geceleyin Ya da uzakta bir yerde, neresi olursa olsun, havlarken köpekler,yalarken kendi göz yaşlarını Senin soluğundur duyduğum ses. Selam Oza! Nasıl bilebilirdim, sinik ve gülünç Bir kişi gibi, ürkerek giren bir göle, Gerçekte korku olduğunu aşkın, söyle? Selam Oza! Ne korkunç, bir başına düşünmek şimdi seni? Daha da korkunç,bir başına değilsen oysa: Şeytan öylesine doyumsuz bir güzellik vermiş ki sana. Selam Oza! Ey – insanlar, lokomotifler, mikroplar Gerin kanatlarınızı elinizden geldiğince ona. Harcatmam onun, dokundurtmam kılına. Selam Oza! Yaşam bir bitki değilse aslında, Neden dilimliyor, parçalıyor insanlar onu Selam Oza! Ne acı bu denli geç rastlamak sana
Şiir
Savaş Bitti
var mı bilen başıma seni saranlar arasında adını mantık mı diyorlar idrak mısın hafıza mı sahici bir şeysen eğer söyle bakalım neydi sevgilinin koynuma kaçtığı tarih yıllardan hangisiydi hangi mevsimdeydik ayın kaçıydı koynummuş madem sevgilinin göz diktiği yer kaçmak için incecik ürperişli gölgesi cismime neden kıydı sor gücün sormaya yetiyorsa var mıymış gönlümü bin parçaya böldüğünün bir sebebi o yürek burkucu gençlik döngülerinde beni çark ettirişi ses çürütüp bağrımda böğrümden karaltı söktürüşü niyeymiş boynumun tan yerine amade kılındığı silkinişler türk ilinde fütur eylemeksizin la belle dame sans merci sancak açsın diye mi hatırla ikrar etmeye şayan bir hasıla var mı şimdi hani savaş patladığında sevdiğim kız koynundan senin artık çıkmam deyivermişti bunu bir fısıltı halinde çarçabuk ve yeminle söylemişti yeminle çünkü yemindi olduran olduracak olanı yemindi aşkın aşkla bakıştırıldığı sahra o gün bu gündür savaş denildiğinde zira yemin zamanlarından başka şey anlaşılmadı ant içildi ahdedildi edildi muharebe harbe girişin yemindi girildiyse nişanesi
Şiir
Ömür Hanımla Güz Konuşmaları
Acıyı görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan umuttan sevinçten ne anlar? Göğü görmeden, denizi görmeden maviyi anlamaya benzemez mi bu? Şükrü ErbaşŞükrü Erbaş
Şiir
suyun ayak sesi
Annemin sessiz geceleri için! Kaşan şehrindenim Fena sayılmaz halim, Bir lokma ekmeğim var, biraz aklım, İğne ucu kadar da zevkim. Annem var, ağaç yaprağından daha güzel, Dostlar, akan sudan daha iyiVe Allah, burada yakındadır, Şebboylar arasında, uzun çamın altında Suyun bilincinde, Bitkilerin kanununda.Ben müslümanım. Kıblem bir kırmızı güldür, Namazlığım bir pınar, Mührüm ışıktır, Ova seccadem. Penceremi titreştiren ışık ile abdest alırım. Namazımın içinden ay geçer, tayf geçer, Namazımın bütün zerreleri billurlaşır, Namaz kaybolur taş görünür, Rüzgâr, selvilerin üstünde ezan okuduğunda, Namaz kılarım ben. Otların tekbirinden sonra, Denizdeki dalganın kamedinden sonra Namaz kılarım.Kâbem su kıyısında, Kâbem akasyaların altındadır. Kâbem bir esinti gibi bahçeden bahçeye,
Şiir