“Göz göze gelmeye, görmeye vakti olmayanlar... Bir akşamüstünü bir kadınla bir park sırasında bölüşmeyi bilmeyenler...
Yaşadıkları yıllar boyunca bir kez olsun bir duygu uğruna utancı, rezilliği göze alamamış, hiçbir tehlikeye gözü kapalı atılmak yürekliliğini gösterememişlerdi. Hep sahip olduklarını yitirmekten korkmuşlardı. Aslında sahip oldukları nesneler de öyle tamah edilecek değerde değildi, ama onlarındı ya, bir kez sahip olmuşlar, mülklerine geçirmişlerdi ya, yeterdi.”