Descartes’ın "Ruhun Tutkuları (Duygular ya da Ruh Halleri)" eseri az önce bitenler arasındaki yerini aldı.
Sevincin, nefretin, kederin, kibrin ve daha adını sayamadığımız birçok duygunun kökenini, oluşum sebebini rasyonalist bir bakış açısıyla, ayrıntılı bir şekilde incelemiş yazar. İnsanın doğasına ve hislerine dair adeta rehber niteliğinde bir eser sunmuş bizlere.
Ben çok severek okudum; insan psikolojisinin doğrudan duygular ve ruh halleri üzerinden analiz edilmesi, kitabı oldukça sürükleyici ve okunabilir kılmış. Herkesin rahatlıkla anlayabileceği ve kendinden bir şeyler bulabileceği bu eseri kesinlikle tavsiye ederim
Uzun bir aradan sonra hikaye dünyasından bir eser okumak bana oldukça keyif verdi. Çoğumuzun meşhur Çaykovski balesiyle bildiği ama orijinal metniyle çok daha derin sulara yelken açan, hayal dünyamı genişleten zamansız bir başyapıt:Fındıkkıran ve Fareler Kralı.
Noel gecesi hediye edilen çirkin bir fındıkkıran oyuncağının etrafında şekillenen bu anlatı, sayfaları çevirdikçe hem karanlık ve tekinsiz bir atmosfere bürünüyor hem de oyuncaklar dünyasında eşsiz bir hayal gücü sunuyor bizlere.
Yoğun metinlerden ,böyle güzel ve soft bir hikayeye yolculuk etmek, edebiyatın geniş dünyasını bir kez daha tattırdı bana.
Yaş sınırı olmaksızın,büyük küçük herkesin bu büyülü klasiğe şans vermesini tavsiye ederim :)
Tatil moduma eşlik eden, okurken adeta ruhumu dinlendiren sımsıcak bir romannın sonuna geldim.
Hayatını kökten değiştirip kendine yeni bir yol çizen bir kadın, hayallerinin peşinde yorulup pes etmiş bir barista, evliliğin getirdiği yüklerle boğuşan bir çekirdek kahve üreticisi ve kurumsal hayatın yorgunluğunu atmak için buraya sığınan bir kadın..
Hepsinin ortak buluşma noktası haline gelen bu kitabevi, aslında her birinin ruhuna dokunan, birbirlerinin yaşamlarında iz bırakan bir iyileşme alanına dönüşüyor. Kitapların o birleştirici, yenileyici ve şifalı gücünü okumak bana çok iyi geldi. İçimi ısıtan, naif bir romandı.
Sakinleşmeye ihtiyaç duyduğunuz bir anınıza rahatlıkla ortak edebilirsiniz
Magda Szabo’nun elimdeki son kitabı Kapı az önce bitti. Yine, yeniden içime oturup kalan o yoğun hislerle ve insanı duygudan duyguya sürükleyen edebi başarısıyla beni kendine hayran bıraktı.
Hikaye, bir yazarın ev işlerini çekip çevirmesi için mahallede herkesin saygı duyduğu bir kadını işe almasıyla başlıyor. Olabildiğince sert ve katı görünse de, çalışkanlığı ve yardımseverliğiyle herkesi büyüleyen Emerenc’i okurken kitaba saniyeler içinde bağlanıyorsunuz. Dünyanın yükünü tek başına sırtlanmış bu güçlü kadının; o sert kabuğunun altındaki sonsuz merhameti, biriktirdiği acıları ve trajedileri kendi evinin kapıları ardında gizlediğini gördükçe Emerenc yanı başınızda beliriveriyor adeta. Zaman zaman da kendinizle içselleştirerek konuk ediyorsunuz okumanıza.
O kadar gerçekçi, o kadar büyüleyici ki... Magda Szabo yu okumak ve herkese tavsiye etmek boynumun borcudur
KapıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20212,575 okunma
Borges'in labirentlerle dolu büyülü dünyası Alef az önce bitti.Tek bir noktadan kainattaki her yeri, her anı ve her nesneyi aynı anda görme deneyimini anlattığı "Alef" öyküsünü son kesitte okumaktayız.
Kesinlikle sıradan bir öykü kitabı değil ;çok katmanlı,algı sınırlarımızı zorlayan mitolojik ve felsefi unsurlarıyla öne çıkan bir şaheser sunmuş bizlere Borges. Bundan sebep,okurken zaman zaman zorlandığımı, kendimi durup durup sayfalarca düşünürken bulduğumu da itiraf etmeliyim:)
Kitap boyunca kendinizi bazen antik bir kütüphanede, bazen de ölümsüzlerin yaşadığı gizemli bir şehirde buluyorsunuz. Her bir öykü, aceleye getirilmeden, adeta bir bulmaca çözer gibi, olabildiğince dikkatli ve odaklanarak okunmayı hak ediyor.
Borges okumaya doğru kitaptan başladım mı tartışılır ancak kesinlikle son olmayacak.
AlefJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2018936 okunma