Bir kolej profesörü, daha etkili bir iletişimci olabilmek amacıyla attığı küçük, dâhiyane bir adımdan bahsediyor.? Bir gün öğrencile- rinden biri, dersini dinleyenlerin dikkatini dağıtan ve kafalarını ka- rıştıran sözel bir tike dönüşmüş olan bir davranışından SÖz etme Cesaretini göstermişti: Bazı insanların cümlelerin arasına yerli yersiz "ondan sonra' sözcüklerini eklemesi gibi, O da cümlelerini "yani" sözcüğüyle bitiriyordu. Profesör kendi konuşmalarına bu açıdan dikkat etmeye başladı- ğında hayretler içinde kalmıştı; öyle bir niyeti olmadığı halde, hatta bu sözcüğü söylediğinin farkında bile olmadan, ikide bir "yani"' deyip duruyordu. Bu rahatsızlık veren alişkanlığı tamamen bilinçsizce geliştirmiști. Ama șimdi değişmeye kararlydı; cesur bir adım ata- rak, öğrencilerinden bu sözcüğü her duyduklarında ellerini kaldır- malarını istedi. Sonrasını şöyle anlatıyor: "Bu alışkanhığın bilincine tam olarak varmamı sağlayan üç yüz el sayesinde, hemen değiși- verdim." Üstün performanslı kişiler bilinçli bir șekilde geribildirim arar- lar; bunun değerli bir bilgi olduğunu fark ederek, başkaları tarafindan nasıl algılandıklarını işitmek isterler. Özbilinçli kişilerin aynı zamanda daha iyi performans göstermeleri de, kısmen bundan kaynaklanıyor olabilir.Anlașılan özbilinçleri, iyileștirme sürecinin aralıksız devam etmesini sağlamaktadır. Ayrıca, özbilinç kendi başına paha biçilmez bir değişim aracıdır; özellikle değişim gereksinimi kişinin hedefleri, misyon anlayışı ya da -kendini geliştirmenin iyi bir șey olduğu inancı dahil- temel değerleriyle tutarlıysa.
çevremizdeki insanlar da inkârımıza göz yumma eğiliminde olabilirler. Örgütsel yașamda elde edilmesi daha zor olan
bilgi türlerinden biri, işimizi nasıl yaptığımızla, özellikle de kusurlarımızla