Kuzey Kaya

Kuzey Kaya
Kitaplar Tiyatro Edebiyat️ Bisiklet turları, doğa yürüyüşleri, dağ tırmanışı, kamp ve otostopçuluk. Fotoğraf çekmeyi ve gezmeyi epey severim. İnstagram: __kuzeykaya instagram.com/__kuzeykaya
8/10
·80 syf.··
2025 1. kitabı
Peter Handke’nin Mutsuzluğa Doyum’u, bir annenin ölümünden doğan sessiz ama derin bir hesaplaşma. Kitap, sadece bir ölüm hikâyesi değil; bir yaşamın, o yaşamın gölgesinde büyüyen bir çocuğun ve suskunluğun mirasının romanı. Handke, annesinin intiharının ardından onun hayatını, kişiliğini, hatta sessizliklerini çözümlemeye girişiyor. Fakat bunu dramatik patlamalarla değil; soğukkanlı, keskin ve neredeyse belgesel bir mesafe ile yapıyor. Bu mesafe, okuru acıdan uzaklaştırmak yerine acının içine daha derinden çekiyor. Çünkü anlatıcı ağlamıyor, haykırmıyor; sadece gözlemliyor. Ve bazen en sert darbeler, sessiz bir cümleden gelir. Kitap boyunca, annenin hayatının farklı evreleri küçük ayrıntılarla şekilleniyor: savaş sonrası Avusturya’nın yoksulluğu, kırsalın kapalı yapısı, evliliklerin mekanikliği, kadınların susturulmuş arzuları… Handke bu parçaları öyle bir yerleştiriyor ki, okur sadece bir bireyin değil, bir kuşağın hikâyesine tanıklık ediyor. Mutsuzluğa Doyum, kısa ama yoğun bir metin. 70 sayfa civarında olmasına rağmen, bittiğinde bir roman okumuş gibi hissediyorsunuz. Belki de bunun sebebi, yazarın kullandığı dilin hem yalın hem de çok katmanlı oluşu. Bir cümle, gündelik bir gözlem gibi başlıyor, ardından koca bir hayat felsefesine dönüşüyor. Eğer bu kitabı elinize alacaksanız, hızlıca bitirmek için değil, satır satır sindirmek için okuyun. Çünkü Handke burada sadece annesini anlatmıyor; annelerimizi, sessizliklerimizi, görmezden geldiğimiz kırılma anlarımızı anlatıyor. “O öldüğünde, ben ilk kez kendi hayatımı düşündüm.”
1000Kitap
Mutsuzluğa DoyumPeter Handke · Sia Kitap · 2024428 okunma
Reklam
Puan vermedi·
HARUKİ MURAKAMİ-SPUTNİK SEVGİLİM “Ben âşık oldum. Şüphe yok. Buz soğuktur, gül kırmızı. Ve bu aşk beni bir yerlere götürmeye çalışıyor: öyle güçlü bir akıntı ki ondan kendimi korumam neredeyse olanaksız. Ama artık dönüş yok. Kendimi bu akıntıya bırakmak dışında bir şey yapamam. Yanıp kül olsam da, yok olup gitsem de.” Haruki Murakami, 1949 yılında Japonya’nın Kyoto kentinde dünyaya gelmiş. Daha kitapları satışa çıkmadan online rezervasyon ile satış rekoru kırmış ve Yeni Yazarlar Noma Edebiyat Ödülünü alarak 21. Yüzyılın En iyi yazarlarının arasına adını adeta altın harflerle yazdırmış bir yazar. Tüm eserleri Türkçeye çevrilen ve Türkiye’de de geniş bir okur kitlesine ulaşan yazarın bu başarısı tesadüften çok uzak, emekle meydana gelmiş bir kariyere sahip. Sputnik, Rusça’da yoldaş, yol arkadaşı anlamına gelmektedir. 4 Ekim 1957’de Sovyetler birliği, Kazankistan’daki Baykonur Uzay Üssünden dünyanın ilk yapay uydusu Sputnik 1’i uzaya fırlattı. Ertesi ay Laika adındaki köpeğin bindirildiği Sputnik 2 de başarıyla fırlatıldı. Laika, uzaya gönderilen ilk canlıydı; uydu geri dönmedi ve Laika, uzaydaki biyolojik çalışmaların ilk kurbanı oldu. Bu uzay istasyonundan fırlatılan Sputnik adlı iki uzay gemisinde ilhamla o dönemde yazılan eserler bu isimle anılırmış (Bizdeki Tanzimat dönemi gibi). Gelelim kitabın konusuna; Japonya’da başlayıp Yunan adasına kadar uzanan temelde bir aşk hikayesi gibi görünen ama üç insanın(K, Sumire, Myu) kendini bulma arayışı olan ve gerçekle düşün birbirine karıştığı bir konu ele alınmış. Japon kültüründe görülen “bireyselleşme ve yalnızlaşma” olguları bu kitabın temelini oluştururken yaşanan aşk ise günlük hayatta karşılaştığımız, beynimizdeki aşk kavramı ile ilgili tabuları yıkmasa da epeyce sallıyor. K, Sumire’ye aşık bir ilkokul öğretmeni,
Edebiyat
Sputnik SevgilimHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20167,1bin okunma
Üstkurmaca Bir Roman Olarak Puslu Kıtalar Atlası
9/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2021 02:48
İhsan Oktay Anar 1995-2007 yılları arasında yayımladığı romanlarıyla postmodernist üstkurmacanın yetkin örneklerini sunmuştur. Anar beş romanından dördünde Uzun İhsan ismini verdiği izdüşümünü, yazarlık vasfından arındırmadan, hatta bu vasfı özellikle koruyarak romanına yerleştirir. Gerçek ve kurmaca dünyanın sınırları arasında dolanan bir düş görücüdür Uzun İhsan. Romanlar onun düşünün ürünüdür. Onunla Puslu Kıtalar Atlası’nın girişinde tanışırız: “Uzun boyundan ötürü ona Uzun İhsan Efendi derlerdi ... Arap İhsan yeğenine uzun uzun baktı: Yumuşacık kuştüyü döşeklerde yatan bu adam sözümona Frenk kâşiflerine özenip bir mapamundi, Kaftan Kafa bir dünya haritası yapma sevdasına kapılmıştı. Ne var ki bu miskin yeğen, değil dünyanın haritasını yapmak, dünyanın onda birini dolaşacak tıynette olamazdı ... Arap İhsan bir yandan horlayıp bir yandan da salyalarını akıtan yeğenine şunları söylüyordu: ‘Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan ... Gülleri bülbülleri göremeyip gün boyu evde oturan bu adam dünyanın kendisini hiç görebilir mi?’ “Uyanıklar âlemindeki dayısı ona bunları söylerken Uzun İhsan Efendi ise düşünde muhteşem bir korsanı görüyordu ... Bu muhteşem korsan, dayısı Arap İhsan’dı.” (ss. 21-22) Arap İhsan’ın yanıldığını aşama aşama görmeye başlarız. Gerçekten de uyku halinde olan biri vardır. Hatta bu kişi bir anlamda yazarı temsil eden Uzun İhsan’ın ta kendisidir. Ancak o, yaşadığımız dünyayla roman dünya arasında bir yerde uyur haldedir. Onun düşleri Arap İhsan’ın yaşadığı (ve Uzun İhsan’ın kendisinin de aynı anda içinde bulunduğu) dünyanın uyanıklık halidir. Düşe yatarak bir “mapamundi” yapma sevdası boş değildir. Hatta yapmak değil, var etmek ya da yaratmak demeliyiz. Arap İhsan ve diğer kahramanların var olmasının koşulu onun düş görmesidir. Düş-gerçek ve varlık
Edebiyat
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma
8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
MEVSİM YENİCE, 1985’te İzmir’de doğdu. Üniversitede fizik okudu. “Açık Artırma” öyküsü, 2015 altKitap Öykü Yarışması’nda birinciliğe layık görüldü. 2015 ve 2016 yıllarında farklı iki dosyayla Yaşar Na­bi Nayır Gençlik Ödülleri’nde öykü dalında “dikkate değer” bulundu. Parçalar, İstanbul’un Sakinleri ve Aşk Mektupları adlı kolektif kitaplara öyküleriyle katıldı. İlk kitabı Tekme Tokatlı Şehir Rehberi, 2019 Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülleri’nde Mansiyon Ödülü’ne layık görüldü. 2016 yılından bu yana altKitap ve altZine yayın kurulunda yer alıyor. İlk kitabı Tekme Tokatlı Şehir Rehberi ile geniş bir okur kitlesine ulaşan ve Notre Dame de Sion 2019 Edebiyat Ödülleri’nde Mansiyon Ödülü’ne layık görülen Mevsim Yenice, Bilinmeyen Sular’la okurun karşısında. ***Su, önüne herhangi bir engel çıkmadığı müddetçe nasıl akıp gidiyorsa, biriktiği düzlükte bile kök salıp tutunamıyorsa Bilinmeyen Sular’da yer alan öyküler de bir yere ait olamamanın sancısıdır… İnsan, bulunduğu yere bir çınar ağacı gibi kök salmak için didinir fakat özellikle modern zamanlardan itibaren kendini, benliğini, değerlerini, geleneklerini kaybetmeye başlamış, tutunamama ve ait hissedememe kavramlarıyla özdeşleşmiştir. Salt değerlerini, geleneklerini kaybetme ifademiz bir açıdan yanlış bulunabilir. O yüzden şunu eklemekte fayda var, insan belki de kalıcı olmanın anlamsızlığını keşfetmiş, değer algılarını değiştirmeye başlamıştır. Bundan dolayı biraz kararsız, biraz ne yapacağını bilemeyen bir ruh haline bürünmüş, benlik arayışında kendisine dair her şeyini yitirmeye başlamış ve bir bilinmezliğe doğru yola koyulmuştur. Bilinmeyen Sular da tam olarak merkezine bu durumu almış bir kitap. İsminden mülhem; ait olamamanın, bir yere tutunamamanın hikâyesi. Mevsim Yenice, ilk kitabının merkezine kapanmamış
Bilinmeyen SularMevsim Yenice · Can Yayınları · 2019875 okunma
9/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2021 15:19
EZGİ POLAT, 1987 yılında doğdu. Endüstri mühendisliği bölümünü bitirdi. Öyküleri Notos, Kitap-lık, Sözcükler, Öykülem, 14 Şubat Dünyanın Öyküsü, Çevrimdışı İstanbul, YM, Karahindiba, Peyniraltı Edebiyatı dergilerinde yayımlandı. ***Kitap, dok­san altı sayfa ve altı öy­kü­den olu­şu­yor. Öy­kü­le­rin ha­cim­le­ri ho­mo­jen­lik gös­te­ri­yor, di­ğer­le­ri­ne göre çok daha uzun ya da çok daha kısa öy­kü­ler yok. Yak­la­şık on üç on dört sayfa uzun­lu­ğun­da­ki öy­kü­ler… Ay­rı­ca post-mo­der­nizm­den çok et­ki­len­me­miş gö­rü­nü­yor ya­za­rı­mız. Ger­çek-ha­yal gi­rift­li­ğin­de oku­yu­cu kay­bol­mu­yor, hemen her bi­rin­de ya­şan­mış­lık­lar duru bir şe­kil­de ak­ta­rı­lı­yor. Mo­dern an­la­tı­ya çok daha yakın bu­lu­yo­rum bu yüz­den ki­ta­bı. Hiç­bir Yerin Or­ta­sın­da, ki­ta­bın ilk öy­kü­sü ve daha fark­lı bir tarz ser­gi­li­yor Ezgi Polat. Ger­çek ve ha­yal­le­rin/kâ­bus­la­rın ça­tış­ma­sı­nı an­la­tı­yor, di­ye­bi­li­riz. Fo­toğ­raf sa­nat­çı­sı olma is­te­ği ve ide­olo­jik se­bep­ler­den do­la­yı ya­şa­dı­ğı yer­le­ri terk edip gi­de­rek yıl­lar sonra hasta ba­ba­sı­nın ya­nı­na dönen ada­mın umar­sız­lı­ğı, umut­suz­lu­ğu, ka­ram­sar­lı­ğı, in­san­lı­ğa dair inan­cı­nı yi­ti­ri­şi… “Git­tim… Ölü­mün göz­le­ri­nin içine ba­ka­na dek. Ya­şa­mı­mı bir fo­toğ­raf­çı ola­rak sür­dür­mek­ten vaz­ge­çe­ne, tü­rü­mü­ze duy­du­ğum inan­cı yi­ti­re­ne dek.” (15) Ve bu gi­di­şin psi­ko­lo­jik et­ki­le­ri… Hasta baba, umut­suz oğlu, acı­lar, ölüm­ler, za­ma­nın acı­ma­sız­lı­ğı, her şeyi silip gö­tür­me­si, anı­lar vs. Tüm bun­la­rın bi­leş­ke­sin­de ken­di­ni ce­hen­ne­min tam or­ta­sın­da gören gel­git­ler için­de­ki bir adam… Kı­yı­ya Vuran öy­kü­sün­de ça­ğı­mı­zın en acı ger­çek­le­ri­ni oku­yo­ruz. Ka­nık­sa­mak zo­run­da kal­dı­ğı­mız an­ne-ba­ba kav­ga­la­rı… Bu
Hiçbir Yerin OrtasındaEzgi Polat · Can Yayınları · 2019129 okunma
Reklam