Annem dokuz yaşındaymış, babam da yirmi yedi... O zamanlar bu hiç de sıradışı bir şey değilmiş. Ancak olayın sıradan olmasının annem açısından bir fark yarattığını hiç düşünmüyorum. Ebeveynlerini terk etmeye ve tanımadığı yetişkin bir adamla cinsel ilişkiye girmeye zorlanmasının, ona hissettirdikleri açısından hiçbir farkı olmamıştır.
Bir akşam, dalgın dalgın hoş bir kitabı karıştırırken, bir an bile duraksamadan: Tutkulu ruhların çogunda oldugu gibi, yaşamdaki inancının tükendiği an gelmişti cümlesini okudum. Bir saniye sonra, cümle içimde bir kez daha yankılanıyordu ve gözyaşlanına boğulmuştum...