LMCetin

LMCetin
@LMCetin
İnsanın yıllarca en yakını olmuş birinin yitirilişinin doğal olarak avuntusu yoktur.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dünyanın büyük kısmı kafayı yemişti. Geri kalanlar da öfke içinde yaşıyorlardı. Ha bir de ne kaçık ne de öfkeli olmayıp, sadece salak olanlar vardı. Hiç şansım yoktu yani . Hem de hiç. Sadece oturup sonumun gelmesini bekliyordum.
''Asansörle yukarı çıkıp camlı bölmeye gittim. Yüzlerce bebek feryat ediyordu.Cam bölmenin gerisinden duyabiliyordum seslerini.Sürüp gidiyordu.Şu doğum işi.Ve ölüm.Herkes sırasını savıyordu.Yalnız geliyor, yalnız gidiyorduk.Ve çoğumuz yalnız , korkulu, yarım hayatlar yaşıyorduk. Tarifsiz bir keder kapladı içimi. Ölüme mahkum bu hayatları görmek. Bu yeni hayatçıkların nefrete, sıkıntıya, nevroza, aptallığa, korkuya, cinayete, hiçliğe dönüşeceklerini bilmek...Yaşamda hiç, ölümde hiç. ''
Hayat
bir zaman gelir, bütün çıkış yolların kapatılmıştır. odanda oturursun, bedenindeki, boğazını sıkıştıran, gözlerinin ardındaki gözyaşı torbacıklarında tehlikeli bir biçimde sıkışan o ağrıyı duyarsın. tek bir sözcük, tek bir el kol devinimi, derken içinde sıkışıp kalmış her şey -irinleşmiş pişmanlıklar, kangrenleşmiş kıskançlıklar, yerine getirilmemiş fazla istekler- öfkeli, erksiz gözyaşları, belli bir kişiye yönelik olmayan boğucu hıçkırıklar ve zırlamalarla dışına taşar. seni kucaklayan kollar yoktur. "hadi, uyu, yok bir şey" diyecek bir ses yoktur. yeni ve korkunç bağımsızlığında, az uykudan, gergin, aşırı duyarlı sinirlerden kaynaklanan o tehlikeli uyarıcı ağrı, kartların bu kez sana karşı hileli biçimde karılmış olduğu, hala da üst üste yığılmakta oldukları duygusuna kapılırsın. senin bir çıkışa gereksinimin vardır, çıkışlarsa mühürlenmiştir. gece gündüz kendin için yarattığın o daracık tutukevinde yaşarsın. içinde fokurdayıp duran o dağarcığı serbest bırakmaz, setteki bir yarıktan dalga dalga akmasını sağlamazsan patlayacağını, parçalanacağını duyumsarsın. böylece alt kata iner, piyanonun başına geçersin. tüm çocuklar dışarıdadır; ev dingindir. klavyede keskin akorların sesi duyulur, omuzlarındaki ağır yükün birazını yitirmenin ferahlığını duyumsamaya başlarsın.
Hayat
"Hiçbir şey yapmıyorum. Yazmıyorum, düşünmüyorum. Her şey ağırlaştı, zorlaştı, sinir bozucu oldu. Ne başlangıcın başı var ne de sonucun sonu. Her yok oluşunda kendi yıkıntıları içinden yeniden ortaya çıkıyor. Artık sorgulamıyorum. Bitirir bitirmez dönüp yeniden başlıyorum. Kendi kendime diyorum ki, biraz daha gayret et, şimdi bırakma, biraz daha gayret et ve her şey değişecek; ve neden yaptığımı bilmeden devam ediyorum, her defasında bu son olacak diye düşünerek devam ediyorum. Ne için? Artık benim olmayan bu eskimiş sözcükler, sürekli ağzımdan dökülen bu kelimeler."