Arzu

Arzu
@Ladymacbeth_

Arzu

, bir kitap okudu
8/10
·224 syf.·
2022 162. kitabı
Agatha Christie
8.7/10 · 43,6bin okunma
Reklam
9/10
·144 syf.··
2022 161. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2022 23:40
Ermiş, Halil Cibran'ın tüm insanlığı ilgilendiren temel kavramlar üzerine fikir yürüttüğü, Panteizm ve Vahdet-i Vücut felsefesine göndermeler bulunan eseri. Ruhu olan bir metin. Bu durum sadece mistik bir bakış açısı olmasından kaynaklanmıyor. Üslubu inanılmaz şiirsel, kitapta yer alan resimler de çok güzel. Zaten kendisi tam bir sanat adamı, ressamlık gibi bir yönü de var. Bu açılardan bana biraz William Blake'i hatırlattı. Öğütler tam bir dinginlik yaşatıyor. Aslında ilgilendiğiniz konularsa yeni bir şey söylemiyor. İnsanlığın içten içe bildiği bazı gerçeklere ayna tutuyor sadece. Başarısı biraz da evrenselliği yakalamış olmasında. Sadece evrenselliği yakalamış olması ve dilinin muhteşemliği bile okunmaya değer bir eser haline getirmiş Ermiş'i. "Ne kadar derin olursa acının içinizde açtığı oyuk, o kadar sevinç sığdırabilirsiniz içinize." "Benlik sınırsız ve ölçülemez bir denizdir." "'Gerçeği buldum.' demeyin. 'Bir gerçek buldum.' deyin. 'Ruhun yolunu buldum.' demeyin. 'Yolun üzerinde yürüyen ruhla karşılaştım.' deyin. Çünkü ruh bütün yollarda gezinir." "Burada mezar yok. Bu dağlar ile ovalar birer beşik ve atlama taşı."
Düşünce
ErmişHalil Cibran · Doğan Kitap · 202185,3bin okunma
8/10
·384 syf.··
2022 160. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2022 21:48
Yıllardır diziyi beğenerek izlediğim için kitabını da okuma zamanım gelmiş hatta çoktan geçmişti bile. Normalde kitaptan uyarlanmış hikayelerde kitapları daha fazla beğenmeme rağmen bu sefer tam tersine dizi hala kitaba göre favorim. Yine de kitabı beğenmedim diyemem. Bir distopya olan eserde öykü, kadın bedeni üzerinden tahakküm sağlamayı amaçlayan baskıcı, otoriter, yasakçı ve muhafazakar Gilead yönetiminde kendisinden tek beklenen bir çocuk üretmek olan, kimliği silinmeye çalışılan damızlık bir kadının ağzından anlatılıyor. Metindeki pek çok tören dini referanslarla şekillendirilmiş ama ön sözde belirttiği gibi yazarın dine eleştiri getirmek gibi bir amacı yok. Aksine toplumu etkileyen ve şekillendiren çoğu unsurun baskıcı bir yönetim tarafından nasıl bir araç olarak kullanılabileceğini gösteriyor bizlere. Aile, din ve çocuk gibi toplum tarafından önemsenen değer ve kavramların bireyi kontrol etmek ve itaat etmesini sağlamak, küçük bir azınlığa ayrıcalıklı bir hayat sunmak için nasıl bir silaha dönüşebileceğini dehşetle ve korku içinde okuyorsunuz. "Seremoni" adı altında tecavüze uğrayan damızlık kızlar, bu suça ortaklık eden eşler, gücü ve iktidarı elinde bulunduran erkekler, güvensizlik ve baskı ortamını arttıran göz'ler, damızlıkların sözde eğitimini sağlayan, aslında dirençlerini kırmaya çalışan teyzeler, linç ve idam gibi herkesin gözü önünde gerçekleştirilen korkunç infazlar... Okuduğum distopyalar arasında bana en ürkütücü gelen "Damızlık Kızın Öyküsü" oldu. Baskıcı bir sistemin olduğu her yerde mutlaka bir direniş de vardır. İsmi bile elinden alınan ve komutanının adıyla anılan kahramanın kendi öyküsünü anlatması kimliğini koruma ve direnme çabasının bir ürünü. Devam kitabı olan "Ahitler"i de çok yakında okuyacağım. “Nolite te bastardes
Edebiyat
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,7bin okunma
6/10
·152 syf.··
2022 159. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2022 19:40
Yazarın bu ilk kitabı belirli kahramanların çocukluktan yetişkinliğe toplumsal ve cinsel kimlik arayışları üzerine kurulu. Metinde yer alan anlatılar ölüm, bencillik, güven - güvensizlik, kıskançlık, kimlik arayışı, kadın-erkek ve erkekler arası ilişkiler etrafında şekilleniyor. Yazarın Türkçe hassasiyetini bilip diline aşina olmayan veya postmodernist metinlere mesafeli yaklaşanlar için zor bir eser olduğu söylenebilir. "Doğum"la başlayan eserde kadın kahramanlar kendilerini eşleri ve çocukları üzerinden tanımlayarak onların başkalarıyla ilişkilerini kısıtlamak adına kıskanç ve baskıcı bir tutum sergilemeleri; erkek kahramanlarsa cinsel kimliklerini keşfetme, birbirleriyle kurdukları dostluk ilişkileri, yalnızlık ve ölüm duygusuyla baş etmeleri gibi konularda verdikleri mücadelelerle öne çıkıyor. Ara ara Meryem ve Bebekçi Osman gibi toplumun ötelediği insanların hikayelerine de yer veriliyor. Aslında tüm kahramanların ilişkisi ben ve öteki ilişkisi üzerinden değer kazanıyor. "Göçmüş Kediler Bahçesi" Türk edebiyatında en sevdiğim eserlerdendir. "Troya'da Ölüm Vardı"dan da beklentim büyüktü. Belki okumak için kısıtlı bir zaman ayırdığımdan belki bir ilk eser olması sebebiyle beni çok da içine çeken bir eser olmadı. Buna rağmen yazara ilgi duyanların okuması gerektiğini düşünüyorum. "Sırtını çevirdi uyudu, sırtını çevirip uyumanın en kısa çözüm yolu olduğuna öylesine inanmış ki, çekiliveriyor aradan çekiliveriyor birden her şeye yabancı kesiliyor, gamsız diyemem bilirim onu ama keşke ben de öyle olsam, onun gibi yapabilsem, sırtımı çevirdiğimde ardımda kalan bütün dünyayı bir çırpıda silebilsem."
Edebiyat
Troya'da Ölüm VardıBilge Karasu · Metis Yayınları · 2022761 okunma