Arzu

Arzu
@Ladymacbeth_
9/10
·515 syf.··
2022 127. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2022 10:33
Bir rejim muhalifi olarak Bulgakov döneminin yerleşik anlayışının aksine Sovyetlere farklı bir bakış açısıyla bakmanızı sağlıyor. Eser otoriteye, sansüre ve dönemin dayattığı din anlayışına ironik bir eleştiri sunuyor. Parti Edebiyatı anlayışının benimsendiği hatta "Kahrolsun partisiz edebiyatçılar" sloganının hakim olduğu dönemde yazarın durduğu nokta takdire şayan. Bulgakov'un özel hayatı Usta'yla benzeşen bazı yönler taşıyor. Kitabın başlangıcında Berlioz ve İvan arasındaki İsa temalı konuşma dönemdeki yaygın din algısı, Usta ve Bulgakov'un bu anlayışın dışında kalarak nasıl aforoz edilebileceği hakkında bize bir fikir veriyor zaten. Rejimin "mantıklı" ve materyalist yaşam biçimine karşın şeytanın her şeyin mümkün olduğu renkli dünyası ve klasik ideolojiye aykırı davrananların akıl hastası olarak kabul edilip akıl hastanesine kapatılması romandaki çarpıcı bölümler arasında. Bu durum biraz Saatleri Ayarlama Enstitüsü'ne benziyor ama SAE' nde bu bölümler bana daha çok zevk vermişti diyebilirim. Rejime ortak olan, sorgulamayan ve kalabalık bölgede kalıp rahat bir yaşamı yeğleyen insanların Woland tarafından sokulduğu durumlarda takındıkları ikiyüzlü tavır, örneğin yabancı marka elbiseler ve dolarlar karşısında tiyaro seyircisinin tavrı, yeğeni ölmüş bir adamın cenazeye gelirken ana motivasyonunun yeğeninin dairesine konmak olması, tiyatro ve yazarlar arasındaki hakim sansür anlayışı ve hiyerarşi kısacası roman dönem Rusya'sını başarılı şekilde yansıtan bir toplum ve bürokrasi eleştirisi.
Edebiyat
Usta ile MargaritaMihail Bulgakov · İletişim Yayıncılık · 201710,1bin okunma
Reklam

Arzu

, bir kitap okudu
9/10
·515 syf.··
9 günde okudu
·
2022 127. kitabı
Mihail Bulgakov
7.8/10 · 10,1bin okunma
Puan vermedi·420 syf.··
2022 2. kitabı
Jung ilgimi çeken bir insan olduğundan hayat hikayesini ve ister bilimsel ister mistik çıkarımlarına nasıl ulaştığı meselesini merak ediyordum. Bu kitap öne sürdüğü kolektif bilinçdışını, Tanrı kavramını, arketiplere, imgelere ve düşlere dair düşüncelerini kavramamda oldukça yardımcı oldu. Bu alanda çalışan birinin kendi iç dünyasını da bu kadar ayrıntılı irdeliyor olması da çok ilgi çekiciydi. Otobiyografisinde kronolojik bir sırayla ailesi ve aile bireylerinin kişilik yapısı, çocukluğu, eğitim hayatı, meslek seçimi, Freud'la tanışması ve fikir ayrılıklarıyla beraber kendi çalışmalarına yönelmesi, evi, hastalarına yaklaşımı, yaptığı geziler gibi başlıklar altında yaşadığı olayların hem kişiliği hem çalışmaları üzerindeki etkisini bize aktarıyor. Tanrı ve Faust'la ilgili düşüncelerini zevkle okudum. Özellikle Faust'u okuduğunda "Sonunda şeytanı ciddiye alan birini buldum." yorumu gülümsetiyor. Tanrı ve paranormal olaylarla ilgili Freud'la ayrı düşmesini çok daha iyi anladım. Rasyonel biri olarak Freud bir inanç sistemine ihtiyaç duymuyor ama Jung'a göre bir dogmaya duyduğu ihtiyaç onu 'cinsellik' fikrine saplantılı hale getiriyor. Jung, Freud'un keşiflerini çok değerli buluyor, sadece insanı saldırganlık ve cinsellikle açıklayacak mekaniklikte görmüyor. Freud'un bakış açısının sebeplerini anlayabildiğim gibi Jung'un sezgi, kolektif bilinçdışı, arketipler gibi kavramlara yönelmesini de onun kişiliğini böyle gözler önüne serdiği bir kitaptan sonra daha iyi anlıyorum. İkisi de çok şey borçlu olduğumuz iki insan. Psikiyatrik çalışmalar bölümünde "Ruhsal hastalığı olan birinin içinde gerçekte neler oluyor?" sorusunun çalışmalarına yön vermesini, her hastayı kendine özgü hikayesi ve şartları altında ele almasını ve psikozların onu nasıl mitoloji öğrenmeye yönelttiğini
Psikoloji
Anılar, Düşler, DüşüncelerCarl Gustav Jung · Can Yayınları · 20231,472 okunma