Lavinia

Lavinia
@Laflordelavida
5/10
·264 syf.··
2026 4. kitabı
Çok popüler olması ve sıkça farklı sosyal medya mecralarında övüldüğünü görmem ile aldığım bir kitaptı. Yazarın dilini akıcı ve yalın buldum, kitap kendini başından sonuna hızla okutturdu. Fazla diyaloglu ve az detaylı ilerleyen olay akışı kitabın okunuşunu kolaylaştırmış. İçeriğine gelirsem son dönem ilişki dünyasında birçok insanın gözlemlediği veyahut tecrübe ettiği ilişki durumlarından bahsedilmiş. Okuduğum tüm süre boyunca asla karakterlere ısınamadım, ne düşündüklerinden tam olarak emin olamadım. Kitabı okuyup diyaloglara, karakterlerin fikirlerine erişsem de hiçbir zaman ruhlarını görmüş gibi hissetmedim. Birçok şeyi neden yaptıklarını anlamadım ve hisleri bana geçmedi. Ortalarda biraz umutlandım kitabın toparlayacağına ama hayır toparlamadı. Yirmili yaşlarda herhangi biriyseniz kitap arkadaşınızın ilişki hayatı ya da sizin ilişki hayatınızın parçalarından oluşuyor gibi gelebilir. Bana oldukça geldi. Kitap ne tamamen gerçek dünyada hissettirip duyguları geçirebildi ne de beni gerçek dünyadan koparabildi. Bilmiyorum, seveceğimi düşünmüştüm. Genelde okumayı severim; duygu yüklü ,gençlik, depresif, aşk romanlarını. Ama bu kitap hoşuma gitmedi nedense, bir türlü o hissi yakalayamadım. Hatta zaman zaman beni huzursuz etti; anlatılanlar, yaşananlar. Yazarın dilinden hoşlansam ve kitap uzun zamandır içinde olduğum reading slumptan beni çıkarsa da ben yazarın başka bir kitabına şans vereceğimi düşünmüyorum. Kötü değil, iyi değil sanırım.
Normal İnsanlarSally Rooney · Can Yayınları · 20199,8bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·360 syf.··
2024 9. kitabı
Az, kitabından önce Hakan Günday’ın Kinyas ve Kayra romanını da okumuştum. Dili ve anlatışı beni çok etkilediğinden bu kitabını da beğeneceğime inanarak aldım,bu kitabı. Çok beğendim. Gerçekten okurken içimin ürperdiği, rahatsız olduğum çok fazla olay vardı. Yazarın az çok kitaplarının içeriğini biliyorsanız bunun kötü bir şey değil, aksine size hissettirdiklerinin ne kadar güçlü olduğuyla bağlantılı anlarsınız. Okurken hep şunu düşündüm. Bunları hala yaşayan insanlar var, bu kadar talihsiz doğan insanlar var. Bugün yaşadığım hayat tamamen farkında bile olmadan doğru ailede doğmaktan geçiyor. Başka bir şeyden değil. Ağzında altın kaşıkla doğmak deyimi gibi. Ya da son dönemde çok konuştuğumuz doğduğun ev kaderindir muhabbeti gibi. Kısaca kitabın içeriğinden konuşmam gerekirse iki Derda’nın hayatlarının kesişmesine kadar ikisinin de yaşadığı olaylar dizisi diyebilirim. Tek hoşuma gitmeyen şey şu olabilir kitapla ilgili. İlk Derda’nın hayatını inanılmaz detaylı bir şekilde okuyoruz, her yaşadığını birlikte yaşıyoruz, hissediyoruz. İkinci Derda’da daha yüzeyseliz sanki. Sadece izliyor gibi. Öyle mi olmuş Derda’ya, tamam peki sonra… Kısaca bir bakıp çıkıyoruz, hikayesinden. Bir an önce hayatlarının kesişme noktasına varalım der gibi. İkinci Derda’nın psikolojisine yeterince hakim olamadım. Bitirdiğimde bile kafamda sorular kaldı, onun hakkında. Mesela,Oğuz Atay’a bağlılığı gibi. Bu bağlılığın sebebi ilk defa birinin ona bir şey öğretmesi mi oldu, hapse giren babası ve erken vefat eden annesinin yerine onu koyması ya da onun da annesi gibi erken yaşta vefat etmesinden duyduğu duygusal benzerlik mi oldu?.. Ve daha niceleri. Ama biraz olsun yer altı dünyası edebiyatına ilginiz varsa, psikolojiniz etkilenmeyecekse bence okumalısınız.
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
7/10
·500 syf.··
2024 6. kitabı
Herkese selamlar. Biraz önce bitirdiğim kitabın üstünden zaman geçmeden, fikirlerimin hepsi tazeyken bu yorumu yazmak istedim. Ben Cam Şato’ya büyük beklentilerle başlamıştım. Gerek internet gerek ise çevremden sıkça adını duyduğum bir seriydi. Ben oldukça geç bile kalmıştım, okumak için. Sarah J. Maas daha önce iki farklı serisini okuduğum bir yazar, o yüzden diline hakimdim. Ve serilerinin de ne kadar akıcı olduğunu biliyordum. Beni yanıltmadı da, kitap inanılmaz akıcıydı. İki günde okudum. Bu gece ikinci kitaba da başladım. Dili basit, anlaması kolaydı. Daha en başından da kitap sarıyor. Gelelim içeriğine. Belki çok büyük beklentilerle başladığım içindir bilmiyorum ama biraz beklentilerimin altında kaldı. Yazarın diğer okuduğum serilerinin yanında, basit kaldı diyebilirim. Kitabın başından sonuna çok güçlü olduğunun vurgulandığı kadın bir baş karakter(Celaena) var. Çekici, güzel ve güçlü. Bize kitapta o kadar fazla güçlü olduğunun vurgusu yapılıyor ki, ister istemez güçlerini göstermesini bekler hale geliyorsunuz. Ama dövüş sahnesi olarak adlandırabileceğimiz sahneleri az bir kitaptı ve o sahnelerde de karakterimiz pek güçlü hissettirmedi. Onun dışında karakterin gözünden de okuduğumuz için hislerini kolaylıkla anlayabildik. Ana iki erkek karakter var. Bir tanesi aşığı(Dorain) diğeri ise yakın arkadaşı(Chaol) diyebiliriz. Ben Dorian ile aralarındaki dinamiği çok sevdim. Birlikte geçirdiği zamanlarda yaptığı aktivitelerin genelde oyunlar ve kitaplardan oluşmasında bana kalırsa ince bir nüans var. İki karakter de küçük yaştalar ve ikisi de çocukluğunu yaşayamamışlar. Bu açıdan ikiliyi çok sevdim. Diğer erkek karakter için bir iç burukluğu hissettiğimi söylersem yalnız olmam diye düşünüyorum… Bunlar dışında kitabın ilerleyişi tahmin edilebilirdi. Durumları öncesinden
Cam ŞatoSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20244,980 okunma
Puan vermedi
Ayşe Kulin’in LGBT içerikli romanı. Kitaba başladığımda da içeriğini biliyordum. Bir Türk yazarın eşcinselliği nasıl irdelediğini merak ederek başladım kitaba. Ayşe Kulin’in dili o kadar akıcı ki çok yoğun bir dönemde olmama rağmen 3 günde bitirdim kitabı. Pek çok soru işareti bıraktı kitap kafamda. Bir çeşit tatminsizlik hissediyorum. Kitabı okurken bana farklı farklı duygular tattırıp bir çok yerin altını çizdiren kitap sonu ile beni tatmin edemedi sanırım. Yeteri kadar hissedemedim. Devamı niteliğinde iki kitabı daha varmış, bu kitabın. Herhangi bir soru işaretim cevap bulur umuduyla kalanını da okuyacak gibiyim. -Spoiler- Kitap daha en başından aslında bize kimin öldüğünü söyleyerek başlıyor. Biz henüz karakterleri tanımadığımızdan anlamasak da okurken ölenin Bora olduğunu bariz bir şekilde anlıyoruz. Bunu söylemek için kitabın sonuna gelmeye gerek kalmıyor. Bu merak duygusunu azaltıyor mu derseniz, hiç azaltmıyor. Bora ve İlhami arasındaki aşk beni ciddi anlamda çok etkiledi. Özellikle ilk kısımlarda. Aralarındaki diyaloglar kitaptan en çok keyif aldığım şeylerden biri olabilir. Bora’nın gençliğinin getirdiği enerji, hafif alaycılık… mest oldum. İlişkilerinin ilerleyen kısımlarında pahalı hediyelerin gündeme gelmesi beni biraz huzursuz etti, dürüst olmak gerekirse. İlhami başından beri maddi durumu yerinde bir karakter, evet. Sevdiği adama hediyeler alması kadar da doğal bir şey olamaz ama her ufak sorunda ilk başvurduğu şeyin para olması ve zaman zaman sadece kafasının içinde de olsa maddi durumlarındaki farklılığın bir acıma veya aşağılama maddesi olması ürpetiyor beni, insan sevdiği kişi kim olursa olsun nasıl böyle bir şey düşünebilir dedirtiyor, İlhami’nin bazı düşünceleri bana. Ve artık son kısımlara doğru iyiden iyiye artan paranoyalar… Her şey bir yana
Aşk
Gizli Anların YolcusuAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20199,3bin okunma
8/10
·368 syf.··
2023 81. kitabı
Beşinci sınıfta mektup arkadaşı olarak eşleştirilen ve yedi yıl boyunca birbirlerine yazmaya devam eden Misha ve Ryen’in hikayesi. Kitap belki çok özgün değildi. Klişeler de yok diyemiyorum. Kitabı okurken zaman zaman kötü çocuk klişesi karşınıza çıkıyor. Ama beni rahatsız etmedi. Okurken öfleyip amma klişe dedirtmedi. Aksine okurken çok keyif aldım. Tam gençlik tadındaydı. Yaz döneminde neşelenmek için deniz kenarında şezlongta güneşlenirken okursanız bu kitaptan benden daha bile fazla keyif alabilirsiniz. Kitapta da en sevdiğim şeylerden biri Ryen’ın kişiliğiydi. Daha doğrusu kişisel gelişimi. Ryen herkes tarafından yüzeysel bir ilgi bile olsa, saygı görüp sevilme isteği uğruna yıllarını olmadığı biri gibi geçirmiş. Ait olmadığı insanların yanında kalmış, ait olmadığı bir yerde kalmış, duygularını yeteri kadar dışarı vuramamış. Kendini oynadığı role öylesine kaptırmış ki Misha karşısına, Masen olarak çıkıp Ryen’a olmadığı biri gibi davrandığını söyleyene kadar aslında olduğu kişiyi bile unutmuş. Ryen bana pek çok açıdan kendimi hatırlattı. Zaman zaman hepimizin içine düştüğü yalnızlık hissini. Kitabı okurken hiçbir eksiklik hissetmedim. Bence çok yerli yerindeydi, her şey. Romantik bir aşk, samimi bir arkadaşlık ve keyiflendiren bir erotizm. Yazarın dili o kadar akıcı ki daha yüz sayfa okuduğumda bile yazarın gidip tüm kitaplarını almak isteyeceğime emin olmuştum. Kitabı bitirdim ve fikrim hala aynı. Tüm kitaplarını kütüphaneme ekleyeceğim. Sadece sonundaki zaman atlamalı kısmın olmamasını isteyebilirdim. Çünkü ben biraz yapı olarak; tüm aşkların evli, mutlu, çocuklu olarak devam etmesi fikrine karşıyım. Ama bu kadar hoşlandığım bir kitabı bunun yüzünden göz ardı etmiyorum. İçimi ısıtan Ryen ve Misha hikayesi için yazara teşekkür ediyorum.
Punk 57Penelope Douglas · Dex Kitap · 2022980 okunma