"Her bir dakikamın elli dokuz saniyesi,"diye söylendim sokaklarda,"acıya ya da...acı fikrine vakfedilmiş. Keşke bir taş olabilseydim! 'Yürek': Bütün azapların kökeni..Nesneye imreniyorum..maddenin ve donukluğun lütfuna..Küçük bir sineğin gelgiti bana kıyamet bir iş gibi görünüyor. Kendinden çıkmak günah işlemektir. Rüzgâr, havanın çılgınlığı! Müzik, sessizliğin çılgınlığı! Bu dünya hayatın önünde pes ederek hiçliğe karşı kusur işlemiştir..Hareketten ve rüyalarımdan istifa ediyorum. Namevcudiyet! Tek zaferim sen olacaksın..'Arzu', sözlüklerden ve ruhlardan hepten silinsin! Yarınların baş döndürücü şakası önünde geriliyorum. Ve bazı ümitlerimi hâlâ muhafaza etsem dahi, ümit etme melekemi hepten kaybettim."
Birazdan yağmur yağacak,tabiat tepeden tırnağa canlanıp açılacak,derin derin soluyacak. Fırtına yalnız beni canlandirmayacak. Hayatımın geri gelmemek üzere yok olup gittiği düşüncesi gece gündüz bir hortlak gibi boğuyor beni. Bir yığın küçük, değersiz, ufak tefek şey için aptalca harcadığım gençlik yılları yok artık, bugün korkunç anlamsız bir yaşamayı sürdürüyorum. Işte benim hayatım ve aşkım! Söyleyin, ne yapayım onları, nereye koyayım? Duygularım bir çukura düşen güneş ışınları gibi mahvolacaklar, kendim de mahvolup gideceğim..
Amaçtan, bütün amaçlardan koparılmışım; arzularımın ve burukluklarımın sadece formüllerini muhafaza ediyorum. Sonuca bağlama eğilimine direndiğim için ruhu yendim;tıpkı hayatı da, onun içinde çözüm aramaktan dehşete kapılarak yendiğim gibi..insanın seyri ne mide bulandırıcı şey! Aşk iki tükürüğün karşılaşması..Bütün duygular mutlaklarını salgı bezlerinin sefilliginden alırlar. Asalet varoluşun yadsınmasındadır, harap olmuş manzaralara tepeden bakan tebessümdedir yalnızca.