Bizi hayat uyutuyor ölüm uyandırıyormuş... Varlıkla yokluk birbirini gerektiren şeylerdir. Varlık olmasa yokluk nasıl belli olabilir? Hayatla ölüm de bu karşılaştırmaya girer. Biz insanlar Bir Varmış Bir Yokmuş oluyoruz. Kainatın terazisin de varlık olumlu kefeyi, yokluk olumsuz kefeyi gösteriyor. Varlıkla yokluğun bu ezeli dengesi, zihinlere şaşkınlık veriyor. Çünkü bütün varlıklar genel denge ile kararlaşmıştır. Bu kural dışında bir zerre yoktur. Yokluğun varlığı karşılamasını düşün. Sonra vücud-ı elfat, adem-i mana olursa... Bundan ne anlarsın?
Şükriye Hanım; söylediklerinizi şöyle özetleyebilirim: İnsanlar genellikle istenilen eğitime henüz erememiş oldukları için cahil kitlelerden gizlenmesi gereken bazı hakikatler varmış. Bunlar, o hakikatleri anladığı zaman dünyanın altı üstüne gelirmiş. Şimdilik insanoğlunu olabildiğince bu düzende tutan Hakimiyet mahkumiyet usulü bozulurmuş. Bunun üzerine kadınlar mahkum, erkekler hakim insanlar kısmından oldukları için efendi, o mısralardan çıkardığı hakikatleri bana bildiremezmiş. Sizi bu mühim noktada susmaya zorlayan derin felsefeniz bu, değil mi?
İçim çığlık çığlığa, dışımda tek ses yok. İnsan en çok kendi içindeki sessizliği duyduğunda korkuyordu hayattan. İnsanın en büyük karanlığı kendi içindeki ışıklar söndüğünde çıkıyordu ortaya.