"Sözlerim yukarı doğru uçuyor, ama düşüncelerim aşağıda;
Düşünce taşımayan sözler, göğe ulaşmaz asla"
Hamlet hakkında çok yazı yazılmış, çok yorum yapılmıştır... Ne yazsam kifayetsiz kalacaktır.
Fark ettim ki pek az sayfası olan kitaplardan, aldığım haz daha da büyük oluyor imiş... Milena'ya Mektuplar ile tanımıştım Franz Kafka'yı ancak elime Dönüşüm geçince açıkçası Milena'ya Mektuplar bir köşeye itildi. Çünkü orada gördüğüm Kafka ne kadar kapalı ise, Dönüşüm'deki Kafka, bir o kadar açıktı. Kafka'nın kendini bir böcekten farksız hissettiğini Gregor ile açıkça hissetmiş, ters dönmüş bir böceği, Gregor'u inceler gibi incelemiştim. Kelimeler ile tasvir yeteneğini o zamanlarda Milena'ya Mektuplar ile keşfetsem de, Gregor'un acizliğini hissettiği anda etrafına attığı bakışları bile ayrıntısıyla gözlerimi kapattığımda görürüm. Dönüşüm, ulaşılmaz ve zor gelmiştir daima bana. Yazarsam, her sayfa hakkında uzun betimlemeler yapabilecekmişim gibi hissediyor olsam bile, bir yandan da, kelimelerimin yetersizliği ile bunu başaramayacak kadar rezil hissettirdi, hissettiriyor bu kitap bana. Franz Kafka'ya Milena'ya Mektuplar'da aşık oldum diyen ben, Dönüşüm'deki Kafka ile gerçek aşkı tatmıştım diye bilirim.
Fareler ve İnsanlar, ismi üzerinde uzunca düşünmüştüm okumadan önce... Bir anlam bulamamıştım. Okuduktan sonra, cebimde bir fare taşımayı düşünmüş, mikrop kapmaktan korktuğum için vazgeçmiştim. Bu kitabında Simyacı gibi, sayfalarının az olması beni hayal kırıklığına uğratmıştır. Cilt cilt yazılmış olsaydı, sıkılmazdım. Eskiden okuduğum bir kitaptı yine, Simyacı gibi. Tekrar okuduğumda, Steinbeck benim için çok farklı anlamlar kazanmıştı. Deliliğin, aklın, hedeflerin, hayallerin, sınırların, başlangıçların, umudun, pisliğin, insanların, yerlerin tasvirinin insanı büyülediği bir hikayesi, bir anlatımı var iken, etkilenmemek ne mümkün!
Simyacı, lisenin başlarında iken tesadüfen tanıştığım, tek solukta okuduğum bir kitap -idi- Hakkından böyle bahsederdim birkaç ay önce kitabın eski basımlardan birinin elime geçmesine kadar. Kitabı tekrar okuduğumda ise tek solukta bitmiş gibi görselerde, her kelimeye büyülenmiş gibi bakmış, her cümlenin üzerinde düşünmüş, her paragrafı olmasa da, bazı yerleri defalarca okudum. Kitap, benim için umudun yanına yakışanlardan oldu. Herkesin okusa bile, herkesin her şeyi göremeyeceği bir anlatım tarzına sahip. Okunmalı, okutulmalı. Şimdi, tekrar elimde olsa, durmaz okumaya devam ederim.
Adam Fawer'ın muhteşem kelimelerini ve kurgusunu seneler önce okumuştum. Ufkumun gözlerimde biraz daha netleşmesini sağlamış olan bu kitabın mükemmel olmadığı söylenemez.