Esra Nur Ç.

Esra Nur Ç.
@Lamekan98
Mektebim de medresem de kitaplardır
Sü/ Türk dili ve edebiyatı
12 Aralık
76 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi·112 syf.··
2024 5. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2024 14:36
Nazan Bekiroğlu’nun Kehribar Geçidi’nden sonra (ve hatta yıllar sonra) ilk defa bir kitabı hem çabucak okumayı hem de aynı kitabın hiç bitmemesini istedim. Bediâ’nın çocukça hevesinin bir aşka dönüşmesi ve sonra bu aşkın dönüşüp sevgiliye muhabbet oluşu ve en nihayetinde ihanete yenik düşüp bağımlılık olması… Ateşten yangına geçiş, yangından küle yolculuk… Yine kapkara bir kömüre dönüşürken bile hayalinizde hâlâ çok güzel ve zarif duran iffetli Bediâ… Nice sonlar var ki belki bu kadar dokunaklı değil… Fatma Aliye’yi ilk okuyuşum ama muhakkak ki son okuyuşum değil. Şahsi bir yorum daha yapacak olursak Nazan Bekiroğlu Fatma Aliye ile kalu beladan tanışık :) Nazan Bekiroğlu
1000Kitap
UdiFatma Aliye Hanım · İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,199 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ey Roma, toga picta yasaklansın !
Puan vermedi·608 syf.··
2022 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2022 23:57
Bir kitabın özeti olmaz lakin bir incelemenin özeti olacaksa şayet : Bir soylu düşünün kütüphanelerin en değerlisine sahipken okuma yazması yok. Ve kelimelere iman eden bir efendinin hafıza illeti... Buyrunuz size hikayelerin en acıklısı.. Bir yüzyıl var (ki diğerlerinden farksız) köleler okuyup yazarken efendilerse sadece emrediyor. Köleler dedimse yanlış anlamayın Yüce(!) Roma'nın sahici köleleri... Bir yüzyıl var; cellatlar, cellatlıklarını hekimlerden öğreniyor... Ah ne müthiş bir tezatlıklar zinciri... Kitabı okudukça yazılara, yazıcılara ve bizatihi kopyacılara evet kopyacılara daha önce bakmadığınız bir gözle bakıyorsunuz. Kütüphanenizin başına geçip tüm kitaplarınızın müsveddelerine ulaşma isteği duyuyorsunuz. Ve dahi kitabı okudukça bir şeyi beklediğinizi anlıyorsunuz. Bir şey, ama ne ? Sayfa 331'deki "Ateş Başı" başlığı farkında olmadan beklediğiniz şeyin ta kendisi olduğunu anladığınız o an... (Tarık Tufan'ın dediği gibi) bu başlıktan sonra kitaba devam edemeden kitabın kapağını bir süre kapatıp tüm okuduklarınızı sindirmeniz gerekiyor... Kitabı okuyan herkese birbirleri arasında sekiz sır göz kırpıyor. Öyle sırlar ki geçmiş değil bugüne, yalnız bugüne değil geleceğe dahi sesleniyor. Çağ ötesi... (Ve bu inceleme; yazma ateşiyle yanan biçarenin acziyetine delil olarak Kehribar Geçidi'ne yazılmıştır. Binlerce yıldır yazıcılar mürekkeplerini dökerken bize düşen son söz "ey okuyucular, okuyunuz ve ey yazma ateşiyle yananlar bifiil okuyunuz."). Nazan Bekiroğlu
Edebiyat
Kehribar GeçidiNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,578 okunma
Puan vermedi
Erdem Bey'e ve kitabın başlangıcında yazan "okuyucuya" notunu fark eden herkeslere ; Bugünlerde kafam pek yerinde değil. Napsam napsam dedim gideyim kitaplığı karıştırayım. Elim direkt Şiirler'e gitti. Her zamanki gibi önce kitabı hediye eden kıymetli dostumun ayraç koyduğu şiiri okudum (evet bunu bir âdet haline getirdim artık) ve kitabı karıştırmaya başladım. Bir iki şiir derken tam kapatacağım esnada bu nota denk geldim. Oysa kaç kere okudum şu kitabı. Bir kere gözüme çarpmadı. Durdum düşündüm. Düşündüm düşündüm durdum. En son dayanamadım cevap verdim Erdem Bey'e : İyi de Erdem Bey biraz haksızlık etmiyor musunuz ? Bir ömür tüketerek yazdıklarınızı okuyoruz okuyoruz ömrümüz tükenmiyor. Şiirlerinizi tüketiyoruz ama ömür tükenmiyor. Vakit çok hızlı geçerken zaman bir türlü ilerlemiyor. Şiirleriniz tükenmeyen bir ömre bedel oluyor ? Bir de Erdem Bey, bazen bir hava almak bile çok ciddi meşakkatli oluyor. Ha bir de bundan daha ucuz bir şey daha söyleyeyim size : İnsan hayatı Erdem Bey, insan hayatı. Artık tek bir kurşun fiyatına, tek bir imzalık mürekkebe bakıyor. Sadece tek mısralık bir şiirin mürekkebi kadar ucuz artık insan hayatı. Şimdi Erdem Bey sizin kitabınız kaç insanın hayatı kadar ediyor ? Değil Erdem Bey değil. Şiirleriniz hiç de ucuz değil. Siz yazarken bir ömür tüketmişsiniz de biz her okuyuşta beş ömür tüketemiyoruz. Sizden şikayetçi sanmayın beni Erdem Bey. Tıpkı sizin gibi sevgiyi diledik, istedik. Hep savundum. Hâlâ da savunacağım. Sevda mısraları versinler bizlere, sevda türküleri. Bir memleket sevelim. Bir şarkıyı sevelim. Bir insanı sevelim. Bir sokak hayvanını sevelim. Siyahi çocukları, mülteci anneleri, bir ekmek için günlerce çalışan babaları sevelim. Ucuz olmasın mesela hiçbir nefes. Kalmasın cihanda mutsuz alınan nefes. Daralmasın hiçbir ruh
Edebiyat
ŞiirlerErdem Bayazıt · İz Yayıncılık · 20216,4bin okunma
9/10
·408 syf.··
2019 27. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2019 19:16
Önyargının vücut bulmuş hâli Elizabeth Bennet, gururun vücut bulmuş hâli Fitzwilliam Darcy... Engellerin arasında filiz vermeye çalışan gözle görülmese de buram buram hissedilen bir aşk... Bunların yanısıra dingin ve bir o kadar naif yetişen bir başka aşk : Jane Bennet ve Charles Bingley ikilisi... Aslına bakarsanız sıradan aşk hikayesinin ötesinde bir kusurları kabulleniş daha doğrusu bir hoş görüş... Engellerin arasında dedim ya esasında zihinlerin içindeki engellerin arasında. 1813'te yayımlanan bu kitap 206 sene sonra dahi kendinden bahsettirip, kurgusunun ve karakterlerinin okuyucu üzerindeki etkisi göz önüne alındığında devrim niteliğinde bir eser olduğu anlaşılmaktadır. Zira Elizabeth'in Darcy'e sessizliğinin sebebini sorduğunda Darcy'nin "ancak daha az hisseden konuşabilirdi" cevabından sonra sessizliğine katılmamak ona hak vermemek çok da mümkün olmuyor.. Filmi de gayet başarılı fakat kitabın atmosferi bambaşka. Ki bu da yine Jane Austen'in duygu dolu kaleminden kaynaklanmakta...
Edebiyat
Gurur ve ÖnyargıJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202598bin okunma
10/10
·268 syf.··
2019 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2019 18:46
Sabahattin Ali, Ömer ve Macide'nin kimi zaman tebessüm uyandıran ve birçok zaman hüzün veren hikayesinin yanı sıra devrin sanat ve edebiyat anlayışına sonradan dahil olmuş Avrupaî tarz dediğimiz batı edebi türlerini (tiyatro ve çeşitli müzikal gösterileri, piyano vb) dönemin kendince fikir sahibi kişileri tarafından hüsn ile karşılaşmasının yanında bunları kendi mecralarında da ortaya koyma çabalarının nasıl yarım yamalak olduğunu ve taklitten öteye gidemediğini göstermiştir. Şekil açısından birebir uyan bu ürünlerin halbuki içinin ne kadar boş ve ruha dokunmadığını gerek Ömer karakterinin ruh sıkıntıları ile gerek Bedri karakterinin müthiş tespit ve tenkitleriyle yahut Macide'nin gittiği meclislerde içten içe yaptığı tahlillerle ortaya koymuştur. Yirminci yüzyılın ikinci yarısındaki bu atmosferi Mehmet Rauf'un da belirttiği gibi bahsi geçen türlerin henüz tam gelişmediğini Sabahattin Ali de gayet ustaca ve tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209,1bin okunma