Bütün o iyi tanıdıklarımız çok sığ düşünüyorlar; duyguları çok yüzeysel, burunlarından ötesini gördükleri yok, tek sözcükler aptal hepsi. Kafa yetenekleri biraz daha gelişmiş olanlar ise düpedüz isterikler. Tahlil ve abes beyin etkinlikleriyle çürümüşler. Ağlayıp sızlarlar,nefret kusarlar, hezeyan halinde iftira yağdırırlar ; insana yan yan yaklaşır, kaş altından bakar ve yaftayı yapıştırırlar: 'Hım,bir psikopat!' ya da 'Laf ebesi!' Alnına nasıl bir yafta yapıştıracaklarını bilemedikleri kişileri de, ''Tuhaf bir adam bu,tuhaf' diye nitelerler. Ormanları sevmem tuhaftır. Et yememem tuhaflıktır... Doğaya,insana dolaysız,temiz,özgür bir yaklaşım kalmamış artık..
...
Ne ormanlara,ne kuşlara,ne kadınlara, ne de birbirinize acıyorsunuz. (syf.18)