Fikredenler gerçeği açığa çıkarır; küfredenler saklarlar; çünkü aklında fikr olmayanın dilinde küfr olur; böylece diliyle aklını örter… Hâlbuki kulluk, yaratılanın yaratıldığı hâl üzere olması demek ise insan için akletmek kul olmaktır. Kul olmak ise ancak ve ancak kendini idrâk etme ile, yani kendilik-bilinci ile başlar, daim tefekkür ile devam eder.
Kendisi en fazla birkaç kilometre uzağı görebilen; içinde bulunduğu zamanın bir dakika sonrasını ve bir dakika öncesini algılayamayan, bir şeyin önünü gördüğünde arkasını, arkasına baktığında önünü göremeyen, bir şeyin dışını gördüğü anda içini, içini gördüğünde ise dışını göremeyen insanoğlunun kainatın bütünlüğü açısından bir şeyin nasıl göründüğünü, ağacın nasıl bir güzelliğe sahip olduğunu bilmesi mümkün müdür?