Yüzüne bakıyorum, ne düşündüğünü merak ediyorum. Bu tuhaf durumu nasıl olağanlaştırabildiğini merak ediyorum. Belki de çaresizlik her şeyi sıradanlaştırıp katlanılır kılıyor. Kadının evi temizlemeye başladığı ruh haliyle poşetlere uzanmasını yadırgamaya devam ediyorum ama torbaları uzatıyorum. Ne de olsa mutfağın hakimi o.
Ölüm korkusuysa korkunç fakat insan ne olduğunu gördüğünde, artık Tanrı olma arzusundan el çekip fani bir insan olma fikriyle barıştığında, her şey yerli yerinde oturuyor ve huzurla bekliyorsun, tıpkı bir rüya gibi.
Yoksa bu sözleri taş mı hatırlatıyor? Bir zamanlar yanında yapılmış sohbetten taşın aklında kalanlar mı bunlar? Dolanıp tekrar gelen sözcüklerin ekosu mu? Ya da birilerinin ilerdeki konuşması mı, bütünden kopan veya ağızdan henüz çıkan? Ya da uzaklarda bir yerlerden, gökyüzünden yansıyarak buraya mi düşmüşler? Yahut hiç var olmadılar mı?