Deneyim ahlaksal açıdan bir değer taşımıyordu. Yalnızca hatalarımıza verdiğimiz addı. Bir kural olarak insanlar deneyime bir uyarı türü gözüyle bakıyordu, kişilik oluşumunda deneyimin belli bir ahlaksal etkisi olduğunu iddia ediyor, neyin peşinden gideceğimizi, nelerden uzak duracağımızı gösteren bir şey olarak onu yüceltiyordu. Ama deneyimin güdülecek değeri yoktur.
Uyumsuz insan onun bittiği yerde, usun oyuna hayran olmayı bırakarak onun derinliğine girmek istediği yerde başlar. Tüm bu yaşamlara girmek, onları çeşitlilikleri içinde duymak, tam anlamıyla onları oynamaktır.
Sanat yapıtları ve kadın gülümselemeleri, topraklarına dikilmiş insan soyları ve yüzyılların özetlendiği anıtlar, yolculuğun oluşturduğu içlendirici ve duyarlı bir görünümdür. Sonra gün sonunda, bir kez daha, içimde ruh açlığı gibi bir şeyin oyulduğu otel odası. Ama bütün bunların uyumak için uydurduğum masallar olduğunu söylememe gerek var mı ?