Ben Tuba ağacıyım. Köklerim havada benim, toprağı bilmem. Bundandır hiçbir yere tutunamayışım. Dallarım yere doğru eğilir dünyaya, ancak köklerim göğe meyil verir hep Yaradan'a...
Bugün uykusuzluğun sindiği şu odada
Geldiğim kanaat
Cahilin pervasız mutluluğundansa
Bilgiyi bedene indiren acıda
Buldum şefaat
Acılarım uyutun beni
Sallandım beşiğinizde
Beşiğimin adı imtihan
Kalbim ürkmüş bu çağdan
Yüzümde iki kara giryan
Ben nisyanın çocuğu insan
Nisyanıma ettiğim isyan
Nefsime eylediğim tân
Ve dahi ihtarım hatrına
Sen bağışla beni
Ya Rahim ya Rahman.
|Lav-inya 🪻
Yaraya Bastırılan Şiir
#yazdostum✒️
"Bahtiyarlığın büyüklüğü kadardır acılar, unutma yavrum. Mukaddes kitaplarımız senin ve oğlunun acı çekeceğini haber veriyor. Hazır ol!"
Kabuğu delinmeyen çekirdek ağaç olamaz. Bilirim acı olacak. Yağmur yağmadan ağaç büyümez. Elbet gözyaşı akacak.
"Rabbimin emrine itaatle sustum. İçimde sanki yaratılmayla açılan âlemlerin toplanması vardı. Kıyamet böyle mi olacaktı? Bir küçük varlıkta her şey cem mi edilecekti? Kâinatın ne derece küçük olduğunu anladım. Kâinatı aştım. O daralma ve sıkılma ile ruh çekirdeğim çatladı. Haşir de böyle olacaktı sanırım. Ruh çekirdeğinin açılması için âlemlerin kabuğu celal ile katılacaktı. Ezildim. Sanki tüm âlemlerin altında bedenim kül duman oldu. Ağırlığın etkisiyle nefes almakta zorluk cekiyordum."
"Kadın, ism-i Hafîz'in sırrıydı. O isme düşecek bir gölge için korkardı kadın. O ismin aynasına bir gölge düşünce de Arş sarsılır, ism-i Hafîz hicap ederdi."
"Benim nasıl çocuğum olabilir? Bana hiçbir insan el sürmemiştir."
"Evet, öyledir. Lakin Allah dilediğini yaratır. Bir şeyi murat ettiği zaman O'nun işi sadece "Ol!" demektir, o da oluverir."
"Allah katında İsa'nın hali Âdem'in yaratılışı gibidir. Allah onu topraktan yarattı, sonra ona "Ol!" dedi, o da oluverdi."
Sustum...
Acı ve mutluluk son raddeye gelince kelam hamuş olurmuş. Kalp konuşunca kelamın dili tutulurmuş.