Gerçek tehlike yaşama eyleminin ta kendisidir. Hiç kuşkusuz, yaşamak, varoluşun farklılaştığı bir kargaşadır. Fakat varoluşu her an aslında olduğu düzensiz haline çözümleyip ortaya çıkan endişeden hareketle, her an ilk kargaşayı yeniden yaratmaya çalışan kaçık bir eylemdir yaşamak. Bu denli tehlikeli başka bir iş daha olamaz. Varoluşun kendinde hiçbir korku ya da hiçbir örtülü yan yoktur, bu korku ve tedirginliği yaratan yaşama eylemidir. Ve toplum, kökende anlamsızdır; kadın erkek bir arada yıkanılan Roma hamamları gibidir. Okul da, toplumun minyatürüdür: Bu yüzden bize boyuna buyuruk veriyorlar. Bir avuç kör adam, bize ne yapmamız gerektiğini söylüyor, sınırsız yeteneklerimizi paramparça ediyor.
"... Dünyada saadet denilen şey bir nevi hülyadan ibarettir. Hatta dünya dediğin şey komple bir rüyadır. Sonsuz mutluluğa eremeyiz, çünkü evrende öyle bir şey yoktur."
'' Ölüm, bir ilahi emaneti devir teslim merasimidir. Töreni dünyada başlar, cemalde tamamlanır. Ahsen-i takvimin son yaprağı çevrilirken o süreç yakışmalı bayrağı devredene. "