Kendinize yalan söylemeyin. Kendine yalan söyleyen, kendi yalanlarını dinleye dinleye onlara gerçek diye inanan bir insan, artık kendi içinde de, çevresinde de asıl gerçeği fark edemeyecek hale gelir. O zaman da hem kendisine hem başkalarına karşı saygısını kaybeder. Saygıyı kaybedince, kimseyi saymayınca içinde kimseye karşı en küçük bir sevgi kalmaz. Sevgi olmayınca da kendini oyalamak için en adi, en kaba zevklere esir olur. Bu eğilimlerinde bazen hayvan seviyesine iner. Bütün bunlar işte durmadan başkalarına da kendine de yalan söylemekten olur. Kendine yalan söyleyen insan, herkesten önce alınır, kırılır.
Toplum hayatı, gerçek anlamını yitirdiği veya bulamadığı zaman, bireyler, şahsi eğilimleri ve karakterlerine bağlı olarak ya felsefe ve mistisizme sığınır ya da bedensel zevklere yönelir. Bu, yalnızca iki insan türünün var olduğu bir durumdur -sofular ve pratik epiküryenler. Bu, toplumun hasta olduğunun kesin delilidir.
Neden bütün genç milletler ahlaklıdır (püritendir) ve gerilemekte olanlar ise ahlaki yozlaşma içindedir? Diğer tüm pozitif devrimler artık imkansız olduğu noktada cinsel devrimin sırası gelir. O, artık başka bir ideal için güç ve iradenin kalmadığı bir zamanın alametidir. O, gerçek iradenin ve hedefin eksikliğini gösteren bir işarettir. Çünkü iyi olan her şey, "dağa tırmanmak" (Kur'an, 90/11) kadar zordur.